Söz sizde

Ekmek ye ki, karnın doysun-Pınar Çakmak


Bu cümleyi ya büyüklerinizden duymuş, ya da kendiniz çocuklarınıza söylemişsinizdir. Bu cümlenin temeli fakirliğin hakim olduğu zamanlara dayanmaktadır.
Beslenme için sadece çorbanın olduğu zamanlarda çorba ile ekmek yenmesi çok önemliydi. Şimdi ise, çorbanın arkasından ana öğünler, tatlılar hatta çerezler de sofralarda bulunuyor. Ama yine de 'ekmek ye ki, karnın doysun' denir.

Bizim kültürümüzde ekmek en başta geliyor. Buna filmlerimizden bazı örnek cümleler verelim: 'ekmeğimle oynama' ya da 'ekmek parası kazanmak için'. Dilimizde de 'ekmek' kelimesi bir şeyi toprağa ekmek ve ondan bereketli bir verim beklemek ile ilişkilendiriliyor ve hayatımızda çok önemli bir rol üsteleniyor.

Önceki yıllarda un yapılan tahıllardaki kepek, undan ayrılmıyordu ve ekmek bu unlardan yapılıyordu. Zamanla insanların kepeği hayvanlara yem olarak verme eğilimi arttıkça, ekmeğin özeliği kayboldu ve beyaz ekmek olarak karşımıza çıktı.
Mesela bir ineğin şekerinin yükseldiğini, ya da obez olduğunu gördünüz mü? Böyle bir şeyle karşılaşmamız mümkün değil, zira biraz önce belirttiğim gibi, bu hayvanlar özelliği kaybolmamış olan tahılla besleniyorlar.

Her ne kadar severek tüketsek de, ekmek tüketirken daha dikkatli davranmalıyız. Bir ekmeğin yaklaşık 60 küp şeker içerdiğini biliyor muydunuz? Evet, doğru okudunuz. Ekmekte olan nişasta vücudumuzdaki sindirim sistemi tarafından şekere dönüşür ve fazla tükettiğimizde istemeyen kilolara yol açar.

Beyaz ekmekteki nişasta, vitamin ve mineraller bakımından pek bir avantaj sağlamamaktadır. Kepekli mamüller hem sindirimi kolay hem de doyurucu besin maddeleridir. Bu tür besinlerdeki nişasta parçaları kepeklerce paketlenmiş halde oldukları için, bünyemiz bu tür besinlerdeki nişastayı çok daha zor şekere dönüştürür. Paketlenmiş seker kanımıza daha yavaş karışır.

Şimdi aklınıza şu soru gelebilir: Sağlıklı ekmek tüketimi ne kadar olmalıdır? Beyaz ekmekte tek başına kalan nişasta, vitamin ve mineral bakımından bünyemize pek bir avantaj sağlamamaktadır. Kepekli ekmekten günde 3-4 dillim arası tüketmek yeterlidir. Ayrıca sofrada makarna, pirinç ve patates varsa, ekmeğin sofrada olmaması gerekir. Doyma hissi ancak 20 dakika sonra hissedileceği için, yavaş yemek en doğrusu.
Tabi ki, arada sırada sebzeli yemeklerin yanında ya da sadece çorbadan oluşan menülerde bir iki dilim pide de yenebilir. Canınız poğaça mı çekti? Mutlaka yarım kepekli ve yarım beyaz unla yapın.
Yukarıda yazılanları bir cümlede şu şekilde ifade edebiliriz: 'Karnımız sadece ekmekle doymuyor. Başka besinler de var.'


Sağlıcakla kalın


Pınar Çakmak
Diyetisyen / Diätassistentin
Diyabet uzmanı/ Diabetesassistentin DDG
pcakmak@arcor.de

Tarih: 
Pazar, Ekim 20, 2013

Günün Karikatürü