-
Aa
+
 21/02/2009

OLCAY:'Asli Unsur Olun'

Görev süresinin dolması vesilesiyle Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu

 

Hakan Olcay ile eğitimden lobi faaliyetlerine, ekonomiden başarı öykülerine, sivil toplum örgütlenmelerindenAlmanya´daki Türk´lerin geleceğine dair bir çok konuda konuştuk. Genel Yayın Koordinatörümüz Arif Şentürk´ün sorularını içtenlikle cevaplayan Başkosolos Hakan Olcay´ın Almanya Bülteni okuyucuları için çok özel röportajını okuyucularımıza sunuyoruz.

VATANDAŞLIK

Vatandaşlarımıza Alman vatandaşlığına geçiş konusunda neler söylemek istersiniz?

Vatandaşlarımız en ufak bir tereddüt duymadan Alman vatandaşlığına geçsinler. Çocuklarını da bu yönde teşvik etsinler. Bu konuyu da taşınan pasaportun üzerindeki renk olarak görmemek lazım. Entegrasyonun temelinde sistemin bir parçası olmak yatıyor. Sistemin bir parçası olabilmek için birinci koşul da, yaşanılan ülkenin asli vatandaşı olmaktır. Dolayısıyla bir yabancı olarak, algılamada misafir işçi statüsünde olan bir insanın bir yerlere gelmesi çok zor. Bunun sebebi de ayrımcılık değil. Alman toplumunun da algılaması bu şekilde. Sistemin asli unsuru olmak ve buradaki siyasetle doğrudan ilgilenmek lazım.

Peki bu dediğiniz yapılabiliyor mu?

Ne yazık ki, vatandaşlarımız eski alışkanlıklarını koruyarak Türkiye´deki siyaseti daha yakından takip ediyorlar. Bunu bir nebze belki Alman Devleti de teşvik etmiş olabilir. Orayı takip etmeleri bir bakıma burayla da ilgilenmemeleri anlamına geliyor. Böylece buradaki vatandaşlarımız daha yönetilebilir bir konumda oluyorlar. Ama işin doğrusu insanın karnının doyduğu ve yaşadığı yerdeki olaylarla ilgilenmesidir. Türkiye´nin sorunlarını uzaktan çözmeye çalışmak veya Türkiye´nin güzelliklerini uzaktan övmenin çok bir getirisi yok burada yaşayan vatandaşlarımıza.

EĞİTİM

Eğitim konusuna Almanyalı Türkler size göre ne kadar ilgili ?

Görev yaptığım süre içerisinde eğitim konusunu çok ihmal ettiğimizi tesbit ettim. Genelde yapılması gereken işler lafta kalıyor. Bu konu buradaki sivil toplum örgütleri açısından ve aydınlarımız açısından da geçerli. Mesela anadil dersleri diye bayraktarlığını yaptığımız konuda bile hiç bir şey yapılmıyor maalesef. Bunun somut örneklerini ben burada yaşadım. Özellikle okul çağındaki çocuklarımızın pasaport uzatma işlemi için sadece öğrenci belgesi istiyoruz. Bu belge ile anne veya babası çocuklarının pasaportlarını uzatabiliyorlar. Zaman zaman bu belgeyi getirmeyi unutanları tekrar yormamak için çocuklarının hangi okulda okuduklarını sorduğumuzda 'benzinliğin yanındaki okulda' gibi cevaplar alıyoruz. Bu da çocuklarımızla ne kadar ilgili olduğumuzun bir göstergesidir bence. Bu örnek de velilerin okula neredeyse hiç uğramadıklarını gösteriyor. Böyle olunca da dördüncü sınıfta derslerindeki başarısına göre öğrencilerin çeşitli okullara ayrıldığı bir sistemde çocuklarımızın başarılı olmaları nerede imkansız oluyor. Pratikte burada kalıcı olan kuşak da burada kalıcı olduğunun farkında değil. Buradaki vatandaşlarımızın pek çoğunun buradaki akrabalarının sayısı Türkiye´deki akrabalrından çok fazla. Buradki vatandaşlarımızın Türkiye özlemi duymaları çok doğaldır ama Türkiye´ye dönmeyi düşünmeleri artık söz konusu değildir. Bu gerçeği bilerek davranmaları lazım.

LOBİ

Almanya´daki nüfusumuza baktığımızda buradaki lobi faaliyetleri pek de istenilen seviyede değil. Size göre bunun nedeni nedir?

Şu andaki sayılara baktığımızda çok güçlü bir lobi potansiyeli sadece rakamsal olarak var. Ancak fiili olarak bunu söylemek çok zor. Bunun da bana gore iki sebebi var. Birincisi buraya ilgisizlik ve Türkiye´ye dönük olmak. İkincisi de bu işlerden uzak durmak çekilmek. Dolayısıyla diğer ülkelerin lobileri incelendiğinde çok daha az sayıdaki insanların daha etkili lobi faaliyetleri gerçekleştirdiğini gözlüyoruz. Bizde maalesef bu da gelişmiş değil. Bu konuda vatandaşımızın çok da teşvik edilmediği doğrudur. Ancak teşvik edilmiyor diye bu işlerin yapılmaması doğru değil.

EKONOMİ

Türkiye buradaki vatandaşımızı bu gün itibariyle nasıl görüyor ? Özellikle ekonomik alanda neler bekliyor ?

Ekonomik açıdan bakıldığında dünya çeşitli ekonomik sıkıntılar yaşıyor. Bunlardan buradaki vatandaşlarımız ve Almanlar da etkileniyor doğal olarak. Sistemi tam olarak kullanamadığımız ölçüde bu gibi sorunlar yaşanacaktır. Mesela bir meslek eğitimi çok önemlidir. Almanya´nın sunduğu sadece sosyal hakları değil, ekonomik alandaki hakları da sonuna kadar kullanmalıyız. Türkiye buradaki vatandaşlarını kendisine döviz gönderen bir makina gibi görmüyor. Böyle bir beklentisi de yok. Bulundukları ülkelerde o ülkenin nitelikli birer vatandaşları olmalarını istiyor.

BAŞARI ÖYKÜLERİ

Almanya'daki yeni kuşaklar arasındaki başarı öyküleri yazmış gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Görev yaptığım sure içerisinde olumlu şeylere de rasladım. Hiç beklemediğim yerlerde beklemediğim insanlarla da karşılaştım. Bu da beni son derece memnun etti. Bu gibi başarı öykülerinin çoğaltılması lazım. Bu başarılı gençlerimizin de toplumdan çok uzak durmaması lazım. Yani meydanın iyilere kalması için bu gençlerin mutlaka işin bir tarafından tutmaları lazım.

Bu bağlamda medyaya ne gibi görevler düşüyor?

Burada yetişmiş olan gençler içerisinden çıkan başarı öykülerinin her iki toplum tarafından tanınabilmesi için Alman medyasına çok önemli görev düşüyor. Yapılan haber ve yorumlarda bunların ön planda ışlenmesinde büyük fayda görüyorum. Bu gibi haberlerin ön planda verilmesi entegrasyon sürecine de çok önemli katkı sağlayacaktır. Bu günkü tabloda maalesef Alman basınında daha çok olumsuz haberler yer almaktadır.

Biraz önce bahsettiğiniz yeni kuşak içerisindeki kabiliyetli gençlerin sosyal hayata ya da sivil topluma angajmanları nasıl sağlanabilir?

Benim görebildiğim kadarıyla evvela bizim sivil toplum anlayışımızın değışmesi lazım. Burada artık sivil toplum örgütleri dernekçilik yerine bu işin profesyonelce yapıldığı sivil toplum örgütleri haline dönüştürülmelidir. Bu işin gerçekleşebilmesi için bir kan değişiminin de olması lazım. Nasıl ki bizler belirli bir süre görev yaptıktan sonra bir görev değişimi yaparak yeni bir ivme kazandırıyorsak, bu anlayışın buradaki sivil toplum örgütlerinde de yapılması lazım. Örgüt başkanlarının bir iki dönem görev yaptıktan sonra görevlerini yeni birine bırakmaları bir dinamizm kazandırır. Alışılagelmiş gibi olursa, bu işler bir sosyal kültürel grup haline dönüşüyor. Böylece de sivil toplum kuruluşu olma vasfını kaybediyor. Yani başka bir ifadeyle kann değişimi değil bir kan dolaşımının gerçekleştirilebilmesi lazım. Almanya´dan Türkiye´nin yönetilemeyeceği gibi Türkiye´den de Almanya´da yaşayan Türk´lerin de yönetilmesi doğru değildir ve olmamalıdır da.

ENTEGRASYON

Size göre buradaki vatandaşlarımız Almanya'ya uyum sağlayabildiler mi?

Buradaki vatandaşlarımızın büyük bir bölümü uyumu sağlamış durumdadır. Ancak toplum içerisinde çok küçük bir grubu oluşturan çıban başlarını ön plana çıkarmak suretiyle buradaki vatandaşlarımızın da uyum sağlamadığını söylemek Türk Toplumu´na bir haksızlık olur. Rakamlarla ifade edecek olursak üç milyonluk bir grup içerisinde birkaç bin insanın da sorun yaratması doğal bir sonuçtur. Bu rakam toplumun tamamına mal edilmemelidir.










ALMANYALI TÜRKLERİN GELECEĞİ

Buradaki görev yaptığınız süre içerisinde yaptığınız gözlemler ışığında burada yaşayan Türk´lerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Ben bu konuda çok kötümser değilim. Buradaki vatandaşımız asimile olur mu ya da olmaz mı diye bir endişem olmadı. Asimilasyonun olmayacağı artık 45 yılın sonunda ortaya çıktı. Türkiye´yi anavatanı bilen ve yaşadığı Almanya için çalışan insanların oluşacağı ve kalplerinin de Türkiye sevgisiyle dolu insanlardan müteşekkil bir kuşağın eninde sonunda ortaya çıkacağı ve bu kuşağın her iki ülke için önemli bir teminat olacağını düşünüyorum. Almanya ileride demografik şartların da etkisiyle dışarıdan kalifiye eleman getirmek yerine kendi sistemi içerisinde yetişmiş olanları tercih edecektir. Bu konuda da toplumun her kesiminde var olan ve sayısal açıdan da fazla olan Almanyalı Türk´lerin tercih edilmesi de doğal bir neticedir. Bu bahsettiğim süreç aslında daha hızlı işlemesi gerekirdi, fakat biraz yavaş ilerliyor.

 

Kısa Link