Söyleşi

Espresso Perfetto: Kahve ile samimiyetin buluşma noktası

Espresso Perfetto Düsseldorf

Almanya’daki Türk girişimlerinin içinde sayıları günden güne artan başarı öyküleri var. Bu günkü konuğumuz kendi alanında oldukça önemli başarılara imza atan ve işini bir tutkuyla yapan Espresso Perfetto markasının sahibi Musa İbis. Meslek hayatına radyo ve televizyon teknisyeni olarak başlamış. Daha sonra kahve işletmesi olan partonunun yanında çalışmaya başlayan Musa bey 1999 yılında çalıştığı iş yerini devralarak kahve sektörüne ilk adımını atmış.

BAŞARININ SIRRI İŞİ SEVMEKTEN GEÇİYOR

Bu gün alanında önemli bir marka haline getirdiği Espresso Perfetto şirketiyle dünyanın bir çok bölgesine kahve makinaları ve kahve ile ilgili bir çok ürün pazarlayan bir şirketin sahibi. Güler yüzlü ekibi ve kendisiyle tanışmak üzere Düsseldorf’taki merkezinde ziyaret ettiğimiz Musa beyin kendi elleriyle hazırladığı kahveyi yudumlarken heyecan dolu sohbetimize başlıyoruz. Onu kahveyi hazırlarken izlerken Kenan Doğulu’nun „Ne yaparsan yap, aşk ile yap“ şarkısı aklıma geliyor. Aşk ve tutku ile yapılan her işin sonunda başarı olacağını bir kez daha canlı olarak yaşamak, kahvemi yudumlarken beni de mutlu etti. Adeta Musa beye başarısının sırrını sormadan cevabını da bulmuş gibi oldum. Bir cümleyle özetlersek „İşini severek yapmanın sonunda gelen başarı.“ cümlesiyle özetleyebiliriz Musa İbis’in başarısını. İsterseniz bir taraftan kahvelerinizi yudumlarken bir taraftan da Musa beyin başarı öyküsünü onun ağzından dinleyelim.

ÇALIŞTIĞI YERİ SATIN ALARAK BAŞLADI

Espresso Perfetto’nun öyküsü ne zaman ve nasıl başladı?
1993 yılında radyo ve televizyon teknisyeni olarak meslek eğitimimi tamamladıktan sonra servis elemanı olarak bir iş yerine işe başlamıştım. İlk Espresso ile o zaman tanıştım. Daha sonra farklı şirketlerde çalıştım. Sonunda 1995 yılında şu an içinde bulunduğumuz mekanda çalışıyordum. Daha sonra patronumdan 1999 yılında çalıştığım yeri devraldım. O gün bu gündür bu işi yapıyorum.

Okurlarımıza kendinizi tanıtır mısınız?
1972 yılında Hilden’de doğdum. İlkokula Almanya’da bitirdikten sonra ortaokul ve liseyi Türkiye’de yatılı olarak okurken Almanya’daki haklarımı kaybolmaması için lisede okurken tekrar Almanya’ya geldim. 16 yaşıma basmadan Almanya’ya dönmem gerekiyordu. Aksi halde Almanya’ya dönemiyordum. Almanya’ya geldiğimde Hauptschule 10. sınıftan sonra Meslek okuluna (Berufsschule) devam ettim. Bir sene sonra 1990 yılında radyo ve televizyon teknisyeni olmak amacıyla meslek eğitimi yapmaya başladım. 1993’te Ausbildung’u bitirdikten sonra o işe devam etmedim ve şu anki yaptığım işte servis elemanı olarak başladım.

KAHVE YAPMAK SANAT İCRA ETMEK GİBİ

Kahve fikri nereden çıktı? Niçin kahve?
Bu işe başlarken bir Türk olarak espresso veya cappucinonun ne olduğunu bilmiyordum. 1993’te başladığımda ben sadece servis elemanı olarak makinaları tamir etmeye başladım. Bu arada kahve ve kahve ürünleri daha çok ilgimi çekmeye başladı. Kahve yapmak hoşuma gitti. Şimdi kahve yapmak derken nasıl anlatsam … Makinanın düğmesine basıp fincana kahve doldurmak değil. Bu pistonlu ve kollu makinalar ile kahve yapmayı bir bakıma sanat olarak görüyorum. Bu makinalarla kahve yapmak hoşuma gitti. Böylece işimi daha çok sevmeye başladım. Işime severek geldim. O dönemden bu güne kadar hiç raporlu olduğumu hatırlamıyorum.

Aynı Almanya’ya ilk kuşak olarak gelen babalarımız gibi. Onlar da hiç rapor almamış olmayı gururla söylerlerdi.
Babam Almanya’ya ilk geldiğinde Hilden’de Thyssen Krupp firmasında çalışıyordu. Ondan da benzer cümleler duyduğumu hatırlıyorum. O çalıştığı firmadan da emekli oldu.

PETROLDEN SONRA DÜNYADA EN ÇOK PAZARLANAN HAM MADDE

Kahve ile ilgili okurlarımıza ilk vereceğiniz bilgi ne olur?
Bu bilgiyi pek çoğumuz bilmeyiz ancak, kahve petrolden sonra dünyada en çok pazarlanan ham madde.

Bunun sebebi nedir?
Son zamanlarda ve son yıllarda kahve tüm dünyada popüler oldu. Sırf Türkiye ya da Avrupa’da değil. Bu durum Asya’da bile böyle. Çinliler bile kahve delisi oldu şu anda. Yani İtalyanlar Çin’e kahve makinası üretmekte zorlanıyorlar. Bu alanda neredeyse tekel olan İtalyanlar Çin, Asya, Avusturalya, Amerika, Güney Amerika ve diğer ülkelere kahve makinası sattıklarından dolayı zaman zaman bizim bile makina almamız zorlaşıyor. Yetiştiremiyorlar çünkü.

Makinalarınızın tamamını İtalya’dan mı alıyorsunuz?
Evet, tamamen Italya’dan alıyoruz. Ürünlerimizin tamamı İtalyan patentli ve orada üretiliyor. Ancak pazarladığımız bazı makinalar bizim markamız. Onları da isteğimize göre İtalya’da ürettiriyoruz.

KAHVENİN DÜNYAYA OSMANLI’DAN YAYILDIĞI SÖYLENİYOR

Kahvenin memleketi neresi? İlk olarak insanlık kahveyle nasıl tanışmış?
Kahvenin Osmanlı döneminde Türklerden dünyaya yayıldığı söyleniyor. Türkler Yemen’den almışlar ve dünyaya da oradan yayıldığı söyleniyor. Türklerden savaş sonrası geride kalan kahve çuvallarını alan Avusuturyalılar önce kahveden ekmek yapmayı denemişler. Olmayınca yemek yapmayı denemişler. O da tutmayınca Osmanlı esirlerinden kahvenin ne işe yaradığını öğrenmişler. Bu nedenle dünyanın en eski kahve evlerinin Viyana’da. Daha sonra bu kahveleri İtalyanlar alıp geliştiriyorlar. İtalyanlar 1800’lü yılların sonuna doğru kahve makinalarını üretmeye başlıyorlar. Osmanlılardan alınan kahve İtalya’da farklı bir kimliğe bürünüyor.

SADECE KAHVE SATMIYORUZ

Biraz da sizin ticari faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Gördügünüz gibi bu mekanda müşterilerimiz sadece kahve içmiyorlar. Aynı zamanda kahve ile ilgili tüm aksesuarları inceleme ve tanıma imkanına da sahip oluyorlar. Biz burada müşterilerimize her makinanın nasıl çalıştığını detaylı bir şekilde gösteriyoruz. Yani müşterilerimiz kahvenin yanında fincan, sütlük, kahve kaşığı, makinanın yedek parçaları ve servisine kadar bir çok konuda bilgi sahibi oluyorlar. Bizim ismimizle faalieyt gösteren kahve shopları için kahve makinaları temin ettiğimiz gibi aynı zamanda bu makinaların servisini de veriyoruz. Toptan satış yaptığımız gibi son sekiz yıldır internet üzerinden de ürünlerimizi pazarlıyoruz. Özellikle internet üzerinden Chile, Meksiko, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Kore, Hong Kong, Çin ve Arap ülkelerine kahve makinası ve yedek parçaları satışı yapıyoruz.

DÜNYADA DÖRT ÜLKE VE 8 NOKTADA VARIZ

Espresso Perfetto olarak bu gün itibariyle kaç noktada varsınız?
Espresso Perfetto şuan dört ülkede var. İstanbul (Türkiye), Kahire (Mısır), Den Haag (Hollanda) ve Almanya’da. Almanya’da Düsseldorf, Köln, Bochum, Dortmund, Essen olmak üzere 5 noktada varız. İstanbul, Kahire ve Den Haag’ı da eklersek toplam 8 noktada temsil ediliyoruz.

Bu kadar uzaktan müşterilerinizin olmasını neye bağlıyorsunuz?
Diğer shoplara göre bizim bir avantajımız var. Bizim ürün portföyümüz oldukça geniş olduğu gibi stoklama imkanımız da var. Online siparişler için bu durum bize fazlasıyla avantaj sağlıyor. Öyle zannediyorum ki, bizim kadar stok ve çeşitli ürün pazarlama imkanı olan hiç bir online pazarlama şirketi yoktur. Müşterilerimizin bize güvenmelerinin sebeplerinden birisi de diğer noktalardaki şubelerimiz. 17 yıldır bu ısle meşgulum. Sadece Düsseldorf’ta 15 çalışanımız var. Toplamda bu sayı 50 civarında. Müşterilerimize verdiğimiz hizmet e servis bizim için en önemli referans.

Bu konsept ilk başladığınızda böyle miydi, yoksa sonradan mı geliştirdiniz?
İlk başladığımda konseptimiz biraz farklıydı. Ancak o yıllarda tüm dünyada farklı bir konsept anlayışı vardı. 17 yıl önce başladığımda evde kullanım için üretilen kahve makinaları neredeyse hiç yoktu. Bu nedenle iş yoğunluğumuz farklı alanlardaydı. Müşteri sayımızda doğal olarak bu günkü kadar değildi. Ürün çeşidi ve sermaye de azdı. İlk yıllarda daha fazla makina tamiratı yapıyordum. Zamanla iş hacmimiz arttı. Biz de büyümeye başladık. Müşterilerin istekleri de farklı olmaya başladı. Bu değişime ayak uydurarak konseptimizi değiştirmeye başladık. Son beş yıldır bu günkü konseptimizle faaliyet gösteriyoruz.

Bu konseptin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Aslında dünyanın her yerinde bu konsept yürür.

KAHVE DÜKKANLARIMIZ KLASİK DÜKKANLARDAN OLDUKÇA FARKLI

Dükkanınızın tam ortasında çok eski model bir FIAT marka otomobil ve motosiklet var. Bu fikir ve iç dizayn nereden geldi aklınıza?
İtalyan araba ve motorsiklet benim işimin konseptine uyuyor. Tercihimi o yüzden bu yönde kullandım. Zaten gelen müşteriler de bu tür şeyleri seviyorlar. Bu dükkan zaten “industrial style” olarak adlandırılan bir stilde yapıldı. Farkettiyseniz çok eski yıllara ait olan kahve makinaları var. Bir nevi eski ve yeninin sentezini bu konseptte birleştirdik. On yedi yıldır bu işi yaptığım için bu işten dolayı birçok ülkeye ve fuarlara gittim ve gidiyorum. Bu dükkanın içindeki aksesuarları her gittiğim ülkeden alıyorum. Önemli olan bizim konseptimize uygun aksesuarların olması. Bu dükkanın bu hale getirilmesi sekiz ay gibi bir süre aldı. Her yerden topladığım dükkan ve konseptimize uyan eşyaları bir araya getirmeye çalıştım. Mesela dükkanımızda 1960’lı yılların kahve makinalarını sergiliyoruz. Bu makinaların restorasyonu yapıldıktan sonra müşterilerimizin göz zevkine hitap edecek şekilde dükkanımızda konumlandırıyoruz. Bu otantik tarz ise tüm müşterilerimizden tam not alıyor.

Diğer şubelerinizi de mi aynı anlayışla dizayn ediyorsunuz?
Evet, diğer dükkanlar da aynı tasarım uygulandı. Mesela Essen’deki dükkana müşteri girdiğinde hemen Düsseldorf’taki dükkan ile benzerliği fark edebiliyor. Her dükkanda eski ve yeniyi birleştirmeye çalışıyoruz.

BİRLİKTE ÇALIŞMAK İSTEYENLER İÇİN ÖNERİLER

Bu işe girip sizin markanızla bu işi yapmak isteyenlerle hangi şartlarda bir işbirliğine giriyorsunuz? Bu konsept ile kafe shop açmak isteyen bir kişi hangi şartları yerine getirmesi gerekiyor?
Öncelikle Espresso Perfetto’nun olmadığı bir şehir olması lazım. Bizim shopların olmadığı bir şehir olması lazım. Bir de bu işi yapmak isteyen kişi kahveyi sevmesi lazım. Benimle bu işi yapmak isteyen herkesin öncelikle kahveyi seviyor olması gerekiyor. Yaptığımız ön görüşmelerde benim buna inanmam lazım. Adaylarda bu ışığı görürsem ilk şart yerine gelmiş oluyor. İlk şart yerine geldikten sonra bu işi yapacak kişiyi ürünleri tanıması ve işi öğrenmesi için bizde en az üç ay eğitime alıyoruz. Tüm bunları öğrendikten sonra uygun bir yer bakılması gerekiyor. Uygun yer aranırken çevre şartları, müşteri kitlesi, dükkanın tutup tutmayacağı gibi konuların dikkate alınması gerekiyor. Bu şartlar incelendikten sonra olumlu bir sonuca varırsak Franchising tarzında bir işbirliği yapıyoruz. Dükkanın iç dizaynının nasıl olması gerektiğini bildiriyoruz. Bu işi yapmak isteyen kişi ister dükkanı istediğimiz dizayna göre kendisi yaptırıyor, isterse biz yaptırıp dükkanı işletmeye hazır halde teslim ediyoruz. Tek şartımız satılacak ürünlerin %90’ını bizden alınması.

BİZİM FARKIMIZ „KLASİK İTALYAN“ TARZIMIZ

Rekabette olduğunuz firmalarla aranızdaki en önemli fark nedir?
Bizim en önemli özelliğimiz tipik italyan kahvesi yapıyor olmamız. En önemli farkımız kullandığımız kahvenin doğrudan İtalya’dan geliyor olması. Bizi güçlü kılan başka bir özelliğimiz ise servisimizdir. Servis için bize getirilen her makina en geç 48 saat içerisinde teslim edilir. Bizi güçlü kılan bir başka özellik ise müşterinin her istediği makinanın stokumuzda olması. Bize makina almak için gelen müşteri ürün almadan gitmiyor. Ayrıca satın alınan ürün için bekleme süresi yok.

KAHVENİN KALİTESİ BAKARAK ANLAŞILMAZ

Kahvenin kaliteli olup olmadığı nasıl anlaşılır?
İtalya’dan gelen her kahve kaliteli kahvedir diye bir kaide yok. Kahvenin kalitesi bakarak anlaşılmaz. Karışımına bakmak lazım. Karışımın “Arrabica” mı, yoksa “Robusta” mı olduğuna bakmak lazım.

Bu karışımlar ne manaya geliyor?
Ben şimdi şöyle bir misal getireyim. Kırmızı elma ve yeşil elma karşılaştırması. İkisi de elma. “Arrabica” ve “Robusta” ikisi de kahve. Fakat nerde yetiştiği önemli. Mesela “Robusta” alçak yerlerde “Arrabica” ise yüksek yerlerde, dağlarda yetişiyor. Yükseklerde yetişen kahve taneleri daha kaliteli oluyor. Ayrıca toplaması daha zor olduğu için daha da pahalı oluyor. Mesela “Robusta” daha ekonomik oluyor. Bildiğimiz filtre kahvesinde her zaman “Robusta” kahvesi tercih edildiği için kaliteli ve fiyat bakımından yüksek oluyor.

KLASİK BİR PATRONUN ÖTESİNDE

Geldiğimden beri sizi takip ediyorum. Dikkatimi çeken bir durum var. Buranın patronu gibi değil de, çalışan bir eleman gibisiniz. Ya bir makinanın başında, ya da tezgahta görüyorum sizi. Klasik anlamda bir patron gibi değilsiniz. Nedir bunun sebebi?
Herhalde kendi işimi gerçekten çok sevdiğimden dolayı. Mesela bazen bir makinayı kendim tamir ediyorum. Hoşuma gidiyor ve zevk alıyorum bu işten. Veya bir müşterim geldiği zaman elimle kahve hazırlayıp ikram ediyorum. Müşteri memnuniyetini canlı olarak yaşamak beni de mutlu ediyor. O mutluluğu yaşamak için böyle davrandığım söylenebilir. İnsan ne yaparsa yapsın aşk ile yapmalı.

Dükkanda gördüğümüz eski makinaları, eski aksesuarları, eski fincanları nerden temin ediyorsunuz?
Eski eşyalara merakım olduğu için bunları biriktiriyorum. Özellikle bu ürünlerin pazarlandığı pazarlara gidip bir çok eşya satın alıp biriktiriyorum. Mesela büyük bir depoda çok daha fazla eski fincanlar, aletler, eski tartılar, televizyonlar, eski radyolar ve makinalar var. Yeni açılacak dükkanların dizaynında bu eşyalardan faydalanıyorum.

ANTİKA MAKİNALARDAN OLUŞAN BİR KOLEKSİYON

Fark ettiğim kadarıyla bu eski eşyaları restore ediyorsunuz, öyle değilmi? Çünkü yeni gibi görünüyorlar?
Evet. Mesela bazı makinalar var oldukça eski. 1961’de üretilmiş pompalı makinalar var. En sevilen modellerden. Bunları biriktiriyorum. Bu ürünleri kesinlikle satmıyorum da zaten. Elimde bu özellikte o kadar çok makina var ki, „bir gün büyük bir dükkan bulacağım ve hepsini oraya koyacağım“ diye düşündüm. Bir tane dükkan buldum, mağlesef sadece on tanesini sığdırabildim.

Koleksiyonunuzda bu özellikte kaç makinanız var?
Toplam onaltı tane.

Hepsi işler vaziyette mi?
Tamamı işler vaziyette değil. Zaman ve fırsat buldukça işler hale getirmeye çalışıyoruz. Önce hepsini dağıtıyoruz sonra topluyoruz. Tabi ki bu işlem üç hafta gibi bir zaman alıyor. Bazı parçalar paslanmış oluyor. Onları onarım için farklı yerlere gönderiyoruz. Mümkün oldukça orjinalliğini muhafaza etmeye çalışıyoruz.

MUSA İBİS İLE KISA KISA

Bizim her söyleşimimizin sonunda küçük bir oyunumuz var. Size bir kelime söyleyeceğiz. Aklınıza gelen ilk şeyi söyleyeceksiniz. Şöyle bir liste hazırladık. Bakalım neler çıkacak, merak ediyorum doğrusu.

Almanya:
Yaşam mücadelesi.

Kahve:
Hoş bir tad.

Sohbet:
Kahvesiz olmaz.

Kahve makinası:
Güzel bir kahve, güzel bir gün.

Tatil:
Deniz ve kum.

Espresso Perfetto:
İşe ilk adım attığım tamirhane geliyor aklıma.

Aile:
Çocuklar.

Gurbet:
Yozgat Şefaatli‘nin yolları

Bu hoş sohbet ve ikarm ettiğiniz nefis kahveler için çok teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim, zaman ayırdığınız için.

Söyleşi : (Almanya Bülteni) – Düsseldorf

Benzer Haberler

Düsseldorf merkezde 11 ay önce açılan La Bora isimli restoran Düsseldorf...
İnternetin artık hepimizin hayatında çok önemli bir yeri var. Bu durum artık...
Murat Didin ile kısa bir süre önce tanıştım. Lise yıllarımdan kalma basketbol...
Almanya‘nın Ruhr bölgesi, Türkiye’den gelen insanların en yoğun olarak yaşadığı...
Geçenlerde Mine Selen (Mine Abla) aradı. Beni Prof.Dr. Kenan Mortan ile...
Düsseldorf Başkonsolosu Fırat Sunel ile yapacağım söyleşi için, randevularına...
Görev süresinin dolması vesilesiyle Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu...