Reina saldırısı ithamına tepki

Avrupa Doğu Türkistan Birliği Genel Başkanı Asgar Can, Münih’te yayınladığı taziye ve basın bildirisinde, Reina katliamını yapan teröristin „Uygur Türkü“ olduğu yolundaki iddialardan duydukları rahatsızlığı dile getirdi. Asgar Can’nın yayınladığı bildiride şu ifadeler ye aldı: „Her türlü terör hareketlerine karşı oldığumuz ve nefretle kınadığımız gibi, Reina'daki terör eylemini de şiddetle lanetliyor, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralananlara acil şifalar dileriz. Bunu yapan kişi veya kişilerin en kısa zamanda yakalanarak, hak ettikleri cezayı bulacaklarına inancımız tamdır. Canım ülkemiz Doğu Türkistan'ın 1949 senesinde Çin tarafından işgal edilmesinden sonra, biz Doğu Türkistanalılar/Uygurlar 1950 yıllarından başlayarak belli aralıklarla Türkiye'ye gelerek yerleşmeye başladık ve bu göçler günümüzde de devam etmektedir. Her başımız sıkıştığında ilk başvurduğumuz, anne-baba, hısım-akraba, eş-dostlarımızla buluştuğumuz ve tatillerimizi geçirdiğimiz ülke ikinci vatan bildiğimiz Türkiye olmuştur. Bizler Türkiye de her zaman devleti ve milletiyle hoş karşılanmış, el üstünde tutulmuş ve misafir sayılmışızdır. Uygurlar da Türkiye'yle her vakit çok yakından ilgilenmişler ve üzerine titremişlerdir. Türkiye'ye yönelen her türlü tehlikeyi kendilerine karşı yapılmış ahdetmişlerdir. Türkiye'nin sevinci sevincimiz, kederi kederimiz ve gözyaşı gözyaşımış olmuştur.“
TÜRK BAYRAĞINI GÖRDÜĞÜMÜZDE İSTİKLAL MARŞI OKURUZBu sevgi bu bağlılık, bu sevda sadece Türkiye'deki Uygurlar da değil Doğu Türkistan ve dünyanın her tarafına dağılmış Uygurlar arasında da istisnasız mevcut olduğu vurgulanan bildirinin devamında şu ifadelere yer verildi: „Türk bayrağını gördüğümüzde, istiklal marşı okundığunda yüreğimiz sevinçle sızlamış, gözlerimiz yaşarmış ve göğsümüz iftiharla kabarmıştır. Özellikle son senelerde Türkiye üzerinde oynanan iç ve dış oyunlar, hain terör saldırıları kaybettiğimiz şehitlerimiz bizleri fazlasıyla üzmekte ve kaygılandırmakta iken, Raina'daki terör saldırısına muhtemelen bir Uygur'un karışmış olabileceği ihtimali bizleri kahretmiş ve derinden yaralamıştır. Bu vahşeti işleyen bir mahluk insan, hele bir Uygur asla olamaz. Olsa olsa satılmış bir Çin casusu, bir DEAŞ militanı, ınsanlıktan nasibini alamamış bir hain, insanlık düşmanı bir teröristir. Herkesin sık sık dile getirdiği gibi, terörün dini, cinsiyeti, dili ve milliyeti yoktur. Her milletten teröristler, hainler, beyni yıkanan caniler ve aldatılmış sapıklar çıkabilir.“
FATURAYI BİZE KESMEK İSTEYENLER VAR
Hal böyle iken Türk basınının bir kısmının ve malum çevrelerin bu konuyu bilinçli olarak ve üstüne basarak, Doğu Türkistan ve Uygur isimleri ile gündemde tutma çabalarının da dikkatlerden kaçmadığı dile getirilen bildirinin son bölümünde şu ifadeler yer aldı: „Böyle yapmakla kime hangi amaca hizmet edilmek istenmektedir? Bu çabanın ve gayretkeşliğin arkasında kimler vardır? Uygurlar neden günah keçisi yapılmak istenmektedir? Bir milad oluşturan 11 Eylül terör olayından sonra, Çin devletinin Uygurlar'a uluslararası platformda terör damgasını vurabilmek ve bunun uluslararası kabülünü sağlamak için yaptığı çalışmalar, harcanan paralar ve gayretler herkesçe malumdur. Bu hedefine ulaşırsa, kendi yaptığı devlet terörünü haklı göstermek ve Uygurlar'a uygulanan şiddet ve baskıyı meşrulaştırma yolu açılmış olacaktır. Bütün çabasına rağmen bu emeline şimdiye kadar ulaşamadı ve bundan sonra da, bütün bu kirli oyunlarına ve basındaki yalakalarına rağmen ulaşamayacaktır. Çünkü biz haklı olduğumuz davamızı meşru zeminlerde hukuki ve demokratik yollardan yürütmekteyiz ve bunda da kararlıyız. Türk basınından, siyasetçilerden ve akademik çevrelerden ricamız, Çin'in oyununa gelmemeleri ve onun emellerine alet olmamalarıdır. Biz Uygur camiasının da öz eleşririmizi yaparak, davamıza, milletimize ve milli menfaatlerimize zarar verecek her türlü kirli oyunlara karşı her zamankinden daha dikkatli ve uyanık olmamız gerektiğini aklımızdan çıkarmadan bundan sonraki adımlarımızı ve yol haritamızı ona göre çizmemizin öneminin farkına varmış olmamız ve başka ülkelerin, istihbaratların ve çesitli terör örgütlerinin bizleri kullanma veya bizim üzerimizden menfaat sağlama, pirim yapmalarına karşı halkımızı çok dikkatli ve uyanık olmaya çağrı gücümüzü arttırmamız lazımdır. Biz Uygurlar her zaman Türk devletinin ve halkının yanında olmaya, sevinçlerini sevincimiz, kaygılarını kaygımız ve birliğini birliğimiz olarak görmeye devam edeceğiz. Bizdeki bu muhabbet ve Türkiye sevdasını hiç kimse hiçbir şekilde bozamayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti'nin güçlü ve dünyada hak ettiği yeri almış çağdaş bir ülke olarak ilelebet payidar olması bizim en büyük sevincimiz ve arzumuzdur. Reina katliamını bir kere daha nefretle kınıyor, hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.“
Haber: Ahmet İncel – (Almanya Bülteni) – Münih






















































































