-
Aa
+
 23/04/2011

Almanya’daki Türk eliti

Filiz Elüstü

Thomas-Morus-Akademisi Bensberg’de düzenlenen '

Almanya’daki Türk eliti – kalalım mı / gidelim mi?' başlıklı sempozyum büyük ilgi gördü. 60’dan fazla davetlinin katıldığı sempozyumunun sunuculuğunu proje yöneticisi Filiz Elüstü ve Thomas - Morus Akademisi sorumlusu Dr. Friedhelm İsenberg'in üstlendiği panele konuşmacı olarak Rahükal Turgut, Jale Bükcüoğlu, Kamuran Sezer ve Dr. Werner Müller katılırken, sempozyumda çok sayıda Türk kökenli akademisyen, işadamı, üniversite öğrencisi ve Alman misafir de hazır bulundu. Programın başında son yıllarda Almanya’da yüksek öğrenim görmüş Türk kökenli gençlerin büyük çoğunluğunun geleceğini Türkiye’de kurmak istediğini takip ettiklerini vurgulayan proje yöneticisi Filiz Elüstü: 'Hatta 12 seneden beri sunduğumuz seminerlerde gençler Türkiye’de çalışmak ve yaşamak en büyük arzumuz diye dile getirdiler. Bir çok Türk akademisyen, özellikle bayanlar bu bağlamda, Türkiye’ye göç ettiler.' dedi.

VATAN HİSSİ VURGUSU

Salondaki misafirlere hitap eden konuşmacılar akademisyenlerin Almanya’yı terk etmesinin nedenleri, Alman toplumunun bu göç ile neler kaybettiğini ve Türkiye'nin neler kazandığını ve Almanya’da yaşayan Türk elitinin Almanya’da kalmasının nasıl sağlanabileceği gibi konular ile her iki ülkede edindikleri tecrübelerini dinleyicilerle paylaştılar. Toplantıda Almanya’daki eğitimli göçmenlerin durumu hakkında bir sunum yapan FutureorgEnstitü yöneticisi Kamuran Sezer, mezun olan akademisyenlerin ortalama olarak 3 yıl iş aradıklarını, yüzde 10’unun iş bulamadığını, her üç akademisyenden birinin ise yurtdışına yöneldiğini söyledi. Kamuran Sezer, Türkiye’de yaşanan ekonomik gelişmenin iyi kariyer imkanı sunduğunu ve Almanya’dan alınan diploma ile iki dile hakim olmanın çok faydalı olduğuna dikkati çekerken: 'Türkiye’ye dönüşlerde özellikle Türk kökenli akademisyenlerde, Almanya’nın vatan hissini verememesi, önemli bir neden oluyor. Türk kökenli göçmenlerin üçte birinden fazlası Almanya'yı terk etmek istiyor. Terk edenler de daha çok Türkiye'yi tercih ediyorlar.' şeklinde konuştu.

FARKLI YETENEKLERİN DE OLMASI GEREKİYOR

Daha önce Almanya'da yaşayan, iş hayatında tecrübe toplayıp, Türkiye'ye döndükten sonra İstanbul'daki Önel Yayınevi’nde koordinatör olarak çalışmaya başlayan Rahükal Turgut da konuyla ilgili olarak şunları dile getirdi. 'Ben hem Almanya’yı hem Türkiye’yi küçüklüğümden bu yana iyi tanıyorum. İstanbul’daki iş hayatımdan çok memnunum. Maalesef artık Türkiye’de çalışmak ve kariyer yapmak için sadece Türkçe ve Almanca bilmek ayrıca üniversite mezunu olmak yeterli değildir. Esnek, yaratıcı ayrıca bir Alman gibi plan ve programlı olmak gerekiyor'

ARAŞTIRMA YAPMADAN GİTMESİNLER

Daha sonra bir konuşma yapan Jale Bükcüoğlu da şöyle konuştu: 'İstanbul’da çalışmak her zaman hayalimdi. Üniversiteden mezun olduktan hemen sonra Istanbul’da iş bulup oraya gittim. Türkiye’deki akrabalarım beni çok desteklediler. Türkiye'ye döndükten sonra oradaki strese dayanamadım. Almanya'daki imkanlar daha iyi olduğunu anladığımda, Almanya'ya geri dönüş yaptım. Benim memleketim hem İstanbul hem Stuttgart. Türkiye’ye gideceklere tavsiyem şudur. Önce iş, sonra biraz çevreyi tanımaya çalışsınlar. Bazı olumsuzlukları yaşamasaydım bu gün Almanya’ya geri dönmüş olmayacaktım.'

HAKİM KÜLTÜRÜN TAKDİR ETMESİ GEREKİYOR

Transfer e. V. yöneticisi Dr. Werner Müller yaptığı konuşmada transkültürel toplum içerisinde kültür ve dinler arasında birliktelik duygusunun öne alındığı köprüler kurulmasını vurgularken,:'Bu bağlamda gençlere ufuklarını açabilmeleri için gereken destek verilmelidir.' dedi.

Daha sonra tekrar söz alan Filiz Elüstü yabancıların özellikle iş bulmada çok zahmet çektiğinin bilindiğini, Almanya’da doğmuş ve eğitimini burada tamamlamış bir gencin yabancı olarak görülmemesi gerektiğini vurgularken,: 'Birliktelik duygusu insanların kendilerini kabul edilmiş hissettikleri ve yabancılık çekmediği ortamlarda hem iş hem de özel hayatlarında hakim kültür tarafından takdir edildiği oranda oluşur.' dedi. Sempozuma Alman misafirlerin de çok ilgi göstermesinin sevindirici olduğuna da dikkat çeken Elüstü: 'Böylece hem Türk elitini tanıma hemde beraber tartışma ikmanını sağladık. Bizim amacımız sadece Türk toplumu olarak kendi aramızda değil, Alman toplumuyla sorunlarımızı tartışmaktır.' şeklinde konuştu.

Bu bağlamda Filiz Elüstü misafirleri 05-06 Mayıs’ta Bensberg ve Duisburg’da konusu 'Kiliseler ve Camiler' olarak belirlenen bir sonraki seminerlerine davet etti.eden Elüstü seminer programının şu linkten takip edilebileceğini ifade etti.

Seminer programı için detaylar için tıklayınız: http://www.tma-bensberg.de/kirchen-und-moscheen

Lokal Haberler