-
Aa
+
 20/12/2010

Acıyı bal eylemek ve aşure

Davetliler

Kimi der içinde en az 7 çeşit malzeme olacak, kimi 10, kimiyse 12. Yedi veya oniki; ana malzemesi buğday, fasulye ve nohut olan aşure, hem çok sevilen hem de özel anlamı olan bir tatlı. Alevilerin matem ve oruç ayı olan Muharrem'de aşure yapılır ve dağıtılır. İnternette aşure tariflerine bakarken Wikipedia Almanca'da yer alan bilgi ilgimi çekti, bir aşure-sever olarak hiç araştırma gereği duymamıştım nedir bu aşure diye.

Wikipedia bilgisi enteresan: Aşure'nin Ortadoğu'ya özgü ve Hırıstiyanlık öncesi döneme ait bir tatlı olduğu ve aşure adının da İbranice sözcük

Aşur'dan geldiği belirtiliyor. Bu tatlının Ermenilerce bilindiği ama Müslümanların da tatlıyı tanıdığı yazılmış. Ermeniler aşureyi yeni yılda yaparlarmış ve ocak ayının ilk haftasına kadar aşure günleriymiş. (Evet, bizim evde de böyle yapılırdı; hatta ocak ayının 9'una kadar olan süre 'aşure zamanı' olarak bilinirdi.) İslami aşure ise Nuh peygamber zamanına kadar uzanıyormuş... Anlaşılan o ki aşure, içindeki malzemeler gibi çok kültürlü bir tatlı ve artık bir döneme zamana ait değil, her zaman yapılan, mutfakların özgün tatlılarından biri.

Bu bilgileri neden verdim, çünkü Almanya Alevi İslam Birliği - AAİB'nin Aşure davetine katıldım ve pek sevilen tatlı ile ilgili bilgilerle habere giriş yapmak istedim.

Sunumunu Remzi Meziroğlu'nun yaptığı davet, Ozan Uluçam ve Özkan Yıldız dedelerin deyişleri eşliğinde başladı.

Davete Alevi dedeleri, aralarında DITIB, ATIB ve UETD'nin de bulunduğu çeşitli sivil toplum kuruluşlarının başkan ve temsilcilerinin yanısıra, T.C Düsseldorf Başkonsolosu Fırat Sunel, T.C Din İşleri Müşaviri Prof.Dr. Ali Dere, İran İslam Cumhuriyeti Berlin Büyükelçisi Ali Rıza Şeyh Attar, Post Dede Ali Rıza Uğurlu ve KKTC Fahri Konsolosu Çetin Ay katıldı.

Alisan Hizli

MERKEZİ CEMEVİ VE KADROLU DEDELER

AAİB Başkanı Alişan Hızlı davetlileri selamladıktan sonra Türkiye Cumhuriyeti'nden taleplerini dile getiren bir konuşma yaptı.

1300 küsür yıl sonra bile Kerbela hala yaşıyorsa, Kerbela hala bitmemiştir diyen Hızlı buna örnek olarak Afganistan, Irak, Filistin gibi savaşların ve katliamların yaşandığı yerleri örnek gösterdi. Şiddetin bitmesi için dua ettiklerini ve dualarla kalmak istediklerini belirten Hızlı, İnanç boyutunda sorunlar olduğunu, Alevi din görevlileri eksikliği olduğunu dile getirerek 'Her yıl Türkiye'den eğitilmiş dedeler geliyor ve 13 gün boyunca burada cemaatleri ziyaret ederek hizmet veriyor ancak bu yeterli değil, kadrolu dedeler ve merkezi cemevleri istiyoruz' dedi.

Firat Sunel

ALEVİ-SUNNİ BİRLİK BERABERLİK RUHU

Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu Fırat Sunel ise konuşmasında, birlik ve beraberliğe vurgu yaptı. 'Anadolu'da Aleviler de Sünniler de birdir, bizimdir; aynı toprak ve aynı bayrak için çarpışmışlardır, Kurtuluş savaşını kazanan aynı birlik ve beraberlik ruhudur' dedi.

Muharrem ayının tüm inanç gruplarıyla birlikte gönül gönüle verip iyilik yapma ayı olduğunu belirten Sunel, 'Gelenek ve göreneklerimizi tarih boyunca hiçbir şey eksilmeden sürdürebilmişiz ve sürdürmeye de devam edeceğiz' dedi. Tarih boyunca bir ve birlikte yaşandığını dile getirenSunel, Hacı Bektaşi Veli'den bir alıntıyla sözlerini tamamladı: 'Bir, iri ve diri olmaya devam edeceğiz.'

Hava muhalefeti dolayısıyla katılımın çok yoğun olmadığı davette izleyiciler arasında, yapılan duygulu konuşmalardan etkilenip gözyaşlarını tutamayanlar oldu.

Ali Rıza Şeyh Attar

İNSAN SEVGİSİ

Davetliler arasında bulunan İran İslam Cumhuriyeti Berlin Büyükelçisi da azeri Türkçesiyle yaptığı konuşmasında özellike insan olmaya vurgu yaptı. Allah'a şükrediyoruz bizi bu yola getirdiği; Müslüman insanlar olduğumuz için, Allah'a şükürler olsun diyen Şeyh Attar, 'Yüzleri insan olan ama yürekleri insan olmayan çok insan var, insan olmak büyük, saf yürek ister. Bu da din ve Allah yoluyla olur, aşure ve İmam Hüseyin bunu bize öğretir' dedi. İmam Hüseyin sadece Alevilere, Sünnilere, Caferilere değil tüm insanlığa ait diyen Şeyh Attar buna Gandi'yi örnek göstererek, Gandi'nin İngiliz zulmüne karşı dayanmayı İmam Hüseyin'den öğrendiğini söylediğini belirtti. İmam Hüseyin'in adalet, ıslah, izzet ve tevhid için şehit olduğunu anlatan Şeyh Attar, İmam Hüseyin'in felsefesi aşktır dedi. İmam Hüseyin'e İran'da aşk sultanı dendigine dikkat çeken Şeyh Attar, 'Allah bu aşkın ateşini yüreklerimizde canlı saklasın, o bize islahi, İslam'ın yolunu gösterir' dedi.

Ali Dere

'BÜTÜN CANLAR BİRBİRİNE EMANETTİR'

Bazen insanların hüzünde biraraya gelmesi daha kuvvetli dayanışmayı mümkün kılar diyen T.C Berlin Din Hizmetleri Müşaviri Prof.Dr. Ali Dere, Muharrem ayının ve Kerbela'nın içinde çıkarılması gereken dersler olduğunu, insanın yol haritasını belirlerken nelere dikkat etmesi gerektiğine dair işaretler olduğunu belirtti. Prof. Dr. Dere, Hz. Peygamber'in emanetine, ümmetinin sahip çıkamadığının altını çizdi.

Peygamberin torunları Hz. Hasan ve Hüseyin'i ne kadar sevdiğini biliyoruz, O, Ehli Beyti ve torunlarını bize emanet etmişti ama biz onun emanetlerine sahip çıkamadık, bunun üzüntüsü var. Ve bugün, o gün orada yapılamayanların telafisi için, Ehli Beyt ve Hüseyin sevgisi ile anılır diyen Prof. Dere, 'Hz. Hüseyin, Hz. Peygamber'in en sevdigi torunuydu ve bize emanetti, ancak bütün ümmet birbirine emanettir, bütün canlar birbirine sahip çıkmalıdır' diyerek sözlerini bitirdi.

Ali Rıza Ugurlu

'GEL GÖNÜL YANALIM ATEŞİ AŞKA'

Alevi İslam Din Hizmetleri Kurucusu Post Dede Ali Rıza Uğurlu, bir zamanlar devlet baskısından nasıl korkulduğuna ve Alevilerin yaşadığı zulumlere değindi.

İslam alemi Muharrem ayının ne kadar farkında acaba? diyen Uğurlu, Muharrem ayının bir hüzün ayı olduğuna dikkat çekerek bu konuda gereken hassasiyetin gösterilmediğinden yakındı. 'Tarihin tekerrürüne bakın, bir zamanlar incitenler tarihten siliniyor yok oluyor, ancak incinirken dahi incitmeyenler yükseliyor yüceliyor' diyen Ali Rıza Uğurlu 'İnsanlar bilmediklerinin düşmanı oluyor' dedi.

Seyyid Nesimi'den 'Gel gönül yanalım ateşi aşka,
Şule verelim ateşi aşka'
dizelerini okuyan Uğurlu 'Aşk gelince çirkinlik gider,aşk gözüyle alemi görürsek ne şiddet ne çile ne de zulüm kalır' dedi.

İnsanlığin acısı gözyaşı dinmediği sürece her yer Kerbela, her yer matem diyen Uğurlu 'Muharrem ayında özümüzü sorgulayan bir yolculuk yaparız, acıyı bal eyleyip birliğe, dirliğe vesile olabiliriz dedi.

Aşure daveti, aşure duası ile son bulurken davetliler de aşurelerini afiyetle yediler.

Haber ve fotoğraflar : Hülya Sancak

Lokal Haberler