Söz sizde

Sporcularda kalça yaralanmaları

Giriş

Modern yaşamda gerek sağlıklı yaşamak, gerekse rutin iş yaşamının yarattığı stresi bir miktar da olsa azaltmak adına spor, iyi bir alternatif olarak değerlendirilebilir. Kontrollü ve bilinçli bir şekilde yapılan sporun kişiye birçok faydası bulunmaktadır. 2003 yılında Almanya’da yapılan bir sağlık anketine göre 18 ile 19 yaş arası genç erişkinlerde haftada 2 saat ve daha fazla spor yapma alışkanlığının %60 ların üzerinde olduğu görülmektedir. Yine aynı ankette 80 yaş ve üzeri kişilerde spor yapma alışkanlığının %15 in üzerinde bulunmuştur. Sporun bir yaşam biçimi haline geldiği gelişmiş ülkelerde, kişinin vücut özelliklerine, yaşına ve ilgi alanına uygun sporu belirlemek, bilinçli spor alışkanlığının ilk basamağını oluşturmaktadır. Bu yazı dizimizde, bilinçli ve kontrollü yapılmayan sporun kişide ortopedik açıdan ne gibi sakatlıklara ve yaralanmalara neden olabileceğini sizlere, güncel kaynaklardan yararlanılarak, kolay anlaşılır bir dille aktarmaya çalışacağım.

Yumuşak Doku Yaralanmaları

Kalça çevresinde, genellikle çarpışma veya düşme sonucu sık olarak görülen kontüzyon (ezilme) tipi yaralanmalardır. Ezilme, kemik zarı üzerinde, kas içinde ve cilt altında bulunmasına bağlı olarak farklı bulgular ve şikayetler yaratabilmektedir. Çoğunlukla ufak kanamalar, morluk, şişlik, kas spazmı (gerginliği) ve hassasiyet içeren yaralanmalar olmakla birlikte, buz uygulaması, istirahat ve bandaj uygulaması ile tedavi edilmektedir. Erken evrede uygulanan bu tedavilerin amacı derin dokular ve kaslar arasında kanama ve hematom (kan pıhtısı) oluşmasının önlenmesidir. Erken evrede, non-steroid antienflamatuar ağrı kesicilerin, ısı tedavisinin, masaj ve fizyoterapinin kanamayı arttırabilmesi nedeniyle önerilmemektedir. Yaralanma sonrası erken sportif aktivitelere başlamak yeniden yaralanmalara neden olabilmektedir.

Bursitis (Kas ve kemikleri koruyan sıvı dolu keseciklerin iltihabı)

Bursalar, vücudun çeşitli bölgelerinde bulunan, kemik ve kas yapıyı koruyan içi sıvı dolu keseciklerdir. Bursitis, aşırı zorlama ya da darbeye bağlı ağrılı, hareket kısıtlılığına neden olabilen, bursa içerisindeki sıvının artışıyla ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Bursitis tanısında, muayene ve ağrının yayıldığı bölge yol gösterici olmakla birlikte, gerektiğinde MR ve Ultrason gibi radyolojik yöntemler de kullanılmaktadır. Tedavide genellikle buz uygulaması, istirahat ve non-steroid ağrı kesiciler tercih edilirken, sık olmamakla birlikte cerrahi yöntemler de tercih edilebilmektedir.

Coxa Saltans = The Snapping Hip (Ses çıkaran kalça hastalığı)

Günlük yaşamda ya da aktivite sırasında kalçadan ses duyulması, kalçanın ön ya da yan tarafında ağrı ile seyredebilen hastalıktır. Genellikle 20’li yaşlarda görülen rahatsızlık, kalçanın 3 farklı bölgesinden kaynaklanabilmektedir. Hastalığın tanısında muayene ve röntgen grafilerinin dışında, MR, ultrason ve tomografiden de faydalanılmaktadır. Tedavide sıcak uygulama, germe egzersizleri ve antienflamatuar ilaçlar kullanılmaktadır. 6-12 aylık tedavi sonrası genellikle hastalar tam olarak iyileşirken, az sayıdaki hastada ise cerrahi tedaviler uygulanabilmektedir.

Osteitis Pubis (Zorlamaya bağlı kasık ağrısı)

Tipik olarak genç yaşlarda kasık bölgesindeki bu hastalığın, tekrarlayan zorlamalara bağlı oluştuğu düşünülmektedir. Hastalar tipik olarak kasık veya bacağın iç bölgesinde görülen, ‘zamanla kötüleşen ağrı’ ya da ‘yanma hissine bağlı rahatsızlık hissi’ ile doktora başvururlar. Bu bölgede görülen hastalıklarla karışabilmesi nedeniyle tanıda iyi bir muayene ve kemik sintigrafisi çekilmesi önemlidir. Hastalığın tedavisinde istirahat, non-steroid antienflamatuar ilaçlar ve steroid enjeksiyonları kullanılabilir.

Sinir Sıkışması Sendromları

Kasların aşırı zorlanması ya da darbeye bağlı sinir sıkışmalarına, özellikle kalça ve bel çevresinde sık rastlanmaktadır. Sinirin sıkıştığı seviyeye göre kalça, kasık ve bacağın çeşitli bölgelerinde ağrı, uyuşma, hipoestezi (duyu azalması) gibi şikayetler görülebilmektedir. Hastalığın tanısında muayene ve çeşitli radyolojik görüntüleme yöntemleri kullanılmaktadır. Genellikle tedavide buz uygulaması, istirahat ve non-steroid ilaçlar kullanılmakla birlikte, bu tedavilerden fayda görmeyen hastalarda cerrahi tedavi seçenekleri de uygulanabilmektedir.

Kopma Kırıkları

Özellikle genç yaştaki (14 – 17 yaş) sporcularda, kasların ani ve dengesiz biçimde kasılması ile kemiklerin büyüme noktalarında avülsiyon (kopma) kırıkları görülebilmektedir.

Stres Kırıkları

Sıklıkla uzun mesafe koşucuları, hormonal ya da beslenme sorunları olan bayan sporcularda görülen bu tarz kırıklar, kemik üzerinde tekrarlayan darbeler ve anormal yüklenmeler nedeniyle oluşmaktadır. Bu kırıklar, bölgesel hareketle artan ağrı, yürüyüşte bozukluk ve istirahatte azalan ağrı ile kendini gösterebilirler. Tanı amaçlı çekilen röntgenlerde erken evrede bulgu saptanamayabilirken, kesin tanı için MR ve sintigrafi gibi yöntemlere başvurulabilir.

Femur Başı Epifiz Kayması (Kalça Kemiği Büyüme Noktası Kayması)

11 yaş civarı, kilolu erkek çocuklarda daha sıklıkla görülen bu hastalıkta, kalça kemiğinin büyüme bölgesi kalça kemiği üzerinden genellikle arka bölgeye doğru kayar. Erken dönemde kıkırdak hasarına, kemiğin beslenme bozukluklarına, uzun dönemde ise kalçada erken kireçlenmeye neden olması nedeniyle erken tanı ve tedavisi önemli bir hastalıktır. %20 – 50 oranında çift taraflı görülebilen hastalığın tedavisinde kırık parçanın cerrahi yöntemler ile sabitlenmesi sıklıkla önerilmektedir.

Travmatik Kalça Çıkığı

Darbeye bağlı olarak kalça eklemi en sık arka tarafa doğru çıkmaktadır. Kalça kemiğinin kan dolaşımını bozabilmesi nedeniyle acil tedavisi gerekmektedir. Kırıkların, damar veya sinir yaralanmalarının da eşlik edebildiği bu hastalıkta, uygun tedavi sonrası hastalar yaklaşık 3 haftalık istirahatten sonra günlük yaşamlarına geri dönebilmektedirler.

Dr. Oğuzhan Tanoğlu

Tarih: 
Pazartesi, Ekim 1, 2012