Misafir kalem

Sözleşmenin 50. Yılı

Her ne kadar cesaretle geleceğe baksak da, bu yıldönümünü entegrasyon siyasetine eleştirel bir bakış için değerlendirmeliyiz. Türkiye kökenli Federal Meclis milletvekili olarak, bu konuda, hem göçmen hem de Almanya’da bir halk temsilcisi olarak söz söyleme hakkım olduğu kanısındayım.

Türkiye’den buraya göç edenler gençliklerini ve sağlıklarını bu ülkeyi yeniden ayağa kaldırmak ve daha ileriye taşıyabilmek için ortaya koydular. Çok zor koşullar altında çalıştılar ve çoğu zaman kimsenin yapmak istemediği işleri üstlenirken, karşılığında öyle yüksek maaşlar da elde etmediler. Türkiye kökenli birinci nesil göçmenlere emekleri, tevazuları ve üstün başarılarılarından dolayı teşekkür ediyorum.

Yarım asırlık bu dönemde yaşanan krizlerde göçmenleri itham etmek gelenek halini almıştı. Beceriksiz siyasetlerin günah keçisi yapıldılar. Kasım 1973’te işçi alımı durduruldu. 70’li yılların sonunda ise Birlik Partileri (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) 'Tekne dolu' (yabancılar çok fazla) siyaseti ekseninde hangimiz göçmenlere karşı daha sert mücadele ederiz diye adetâ birbirleriyle yarıştılar.

1982 yılında dönemin Başbakanı Helmut Schmidt 'bundan böyle bu sınırı tek bir Türk geçmeyecek’'demişti. Bundan sekiz sene sonra Memet Kılıç o sınırı geçti. 1983 yılında Geri Dönüşü Destekleme Yasası olarak adlandırılan, yaşlanan göçmenlerden kurtulmayı hedefleyen düzenleme yürürlüğe girdi.

İki Almanya’nın birleşmesini takiben 'Tekne dolu' siyaseti yeniden alevlendi. Bunun sonuçları korkunç oldu. Rostock’da, Hoyersweda ve Lichtenhagen’de mülteci yurtları ateşe verildi. Mölln ve Solingen’de Türkiye kökenli göçmenler canlı canlı yakıldı. Tüm bunlar Almanya’daki göçmenlerin günlük yaşamlarında karşılaştıkları ayrımcılık karşısında yaşadıkları zor koşulların en uç örneklerinden. Milletin bir vekili olarak bu olaylardan dolayı özür diliyorum.

Türkiye’de 1971 ve 1980 yıllarında yaşanan askeri darbelerin ardından siyasi olarak kovuşturulan birçok kişi, çocuklarıyla birlikte Almanya’ya sığındı. Birçok insan burada iş buldu, aş buldu. 2000 yılında yürürlüğe giren Çocuk Vatandaşlığı denilen düzenlemeyle göçmenlerin üçüncü ve dördüncü nesile mensup çocukları da artık yabancı olarak değil bu ülkenin vatandaşları olarak büyüme imkanına kavuştu. Bunlar için bir göçmen olarak teşekkür ediyorum.

Yarım asırlık bu göç hikayesinden sonra artık 'biz duygusuna' ihtiyacımız var. Hak mücadelesine devam.

Memet Kılıç

Federal Parlamento Milletvekili

Tarih: 
Cuma, Ekim 28, 2011