-
Aa
+
 01/05/2020

NSU Davası gerekçeli kararına avukatlardan tepki

NSU Davası gerekçeli kararına avukatlardan tepki

Almanya’da "Nasyonal Sosyalist Yeraltı" (NSU) davasındaki müdahil avukatlar, mahkeme heyetinin hazırladığı gerekçeli karara "yetersiz" olduğunu belirterek tepki gösterdi. NSU davasındaki müdahil avukatların "hukuk devletinin iflasının abidesi" başlığıyla yayımladıkları ortak açıklamada,  gerekçeli kararda NSU terör ağının boyutunun reddedildiği ve toplanan kanıtların sonuçlarının görmezden gelindiği kaydedildi.

spor_inceslider_digiturk-minispor_inceslider_digiturk-mini

HUKUK DEVLETİ NSU KURBANLARINI YARI YOLDA BIRAKTI

"Hukuk devleti NSU terörünün kurbanlarını yarı yolda bıraktı." ifadesi kullanılan açıklamada, mahkeme heyetinin gerekçeli kararının da NSU'ya ilişkin gerçeklerin ortaya çıkmasına katkı sağlamadığı vurgulandı. Açıklamada, gerekçeli kararın 3 bin 25 sayfa olduğuna dikkat çekilerek, mahkeme heyetinin, bununla gerçekleri bulma ve adaleti sağlama konusunda yetersiz kaldığını gizlemek istediği değerlendirmesi yer aldı. Mahkeme heyetinin cinayete kurban gidenlere ve kurbanların ailelerine karşı duyarsız kaldığı belirtilen açıklamada, "Cinayete kurban gidenler (gerekçeli kararda) tek bir cümlede bile bir birey olarak ele alınmadılar. Sadece isimleri belirtildi, yaşları bile yer almadı." ifadesi kullandı. Açıklamada, gerekçeli kararda, kurbanların ailelerinin cinayetlerin ardından ne gibi zorluklar çektiklerine de değinilmediği aktarıldı.

İSTİHBARATIN ROLÜ ÖRTBAS EDİLDİ

Kararın NSU terör örgütünün 3 kişiden oluştuğuna dayandırıldığına işaret edilen açıklamada, bu iddianın bir taraftan güvenlik birimlerini akladığı diğer taraftan bunun NSU cinayetlerinin aydınlatılmasına son verme çabasına uygun olduğu ifadesi yer aldı. "Gerekçeli kararda güvenlik birimlerinin ve istihbaratın rolü tamamıyla örtbas edildi." değerlendirmesine yer verilen açıklamada, mahkemede günlerce dinlenen ve Halit Yozgat'ın öldürüldüğü sırada olay yerinde bulunan istihbarat elemanı Andreas Temme’nin kararda isminin bile yer almadığına dikkati çekildi. Mağdurların NSU cinayetlerine ilişkin sorularının hala cevap bulamadığı vurgulanan açıklamada, "NSU cinayetlerinin aydınlatılması devam etmeli." ifadesi kullandı. Açıklamada, NSU ile ilgili tüm dosyaların devlet arşivine alınması da talep edildi.

NSU TERÖR ÖRGÜTÜ HAKKINDA

Almanya'da, 2000-2007'de 8'i Türk 10 kişiyi öldüren, iki bombalı saldırı düzenleyen ve 15 banka soygunu gerçekleştiren NSU terör örgütü üyelerinin varlığı ve cinayetlerdeki rolü, 4 Kasım 2011'de tesadüf sonucu ortaya çıkmıştı. Cinayetler uzun süre karanlıkta kalmış, Alman medyası, 2000'li yıllarda cinayetlerin arkasında mafyanın ya da ailelerin olduğunu öne süren ve "döner cinayetleri" olarak adlandırılan haberler yapmıştı. Neo-nazi terör örgütünün uzun yıllar boyunca Alman güvenlik birimleri tarafından tespit edilememiş olması, NSU üyelerinin geçmişte bazı istihbarat muhbirleriyle ilişki kurduklarının ortaya çıkması, Almanya’da büyük tartışmalara yol açmıştı. Almanya iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatında aşırı sağcı gruplara ve kullanılan muhbirlere ilişkin bazı belgelerin 4 Kasım 2011'den birkaç gün sonra imha edilmesi de büyük kuşku yaratmıştı. NSU üyelerinden Uwe Böhnhard ve Uwe Mundlos, 4 Kasım 2011'de bir banka soygununun ardından saklandıkları karavanda ölü bulunmuş, intihar ettikleri öne sürülmüştü. Beate Zschaepe ise NSU üyelerinin son kullandıkları hücre evini ateşe verdikten sonra polise teslim olmuştu.

NSU DAVASI HAKKINDA

2013’te görülmeye başlanan NSU terör örgütü davasında, 11 Temmuz 2018'de açıklanan kararda, baş sanık Beate Zschaepe ömür boyu hapse çarptırılmış, örgüte yardım ve yataklık yapan 4 sanık da 2,5 ila 10 yıl hapis cezası almıştı. Almanya'nın en geniş kapsamlı davalarından NSU'da 5 sanığı 14 avukat savunmuş, 93 mağduru ise 60 avukat temsil etmişti. Toplam 438 duruşmada tamamlanan davada 765 tanık ve 56 uzman dinlenmişti. 5 yıl süren NSU davasında gerekçeli karar, 10 gün önce tamamlanıp mahkemeye sunulmuştu.

Haber: Erbil Başay – (Almanya Bülteni) – Berlin
Kaynak: (AA)

cepnet-ay-allnet-plus-mega-dealcepnet-ay-allnet-plus-mega-deal

Kısa Link

Oruç tutacaklara önemli tavsiyeler

Sağlık Bakanlığı, oruç tutacak vatandaşların ramazan ayı boyunca yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat etmesi ve sahur öğününü atlamaması gerektiğini bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, vatandaşların yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının önlenmesi amacıyla alınan tedbirlere uygun hareket etmesi ve ramazanda beslenme önerilerini dikkate almalarının önemi anlatıldı. Kalabalık iftar sofralarının kurulmaması ve sosyal mesafe kuralına azami özen gösterilmesinin önemine değinilen açıklamada, "Oruç tutacak vatandaşlarımız ramazan ayı boyunca yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat etmelidir. Sahur öğünü atlanmamalıdır. Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılabilir ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edilebilir." ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanların, midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketmesi, aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile hamur işlerinden uzak durmasının uygun olacağına işaret edildi.

spor_inceslider_digiturk-minispor_inceslider_digiturk-mini

SAHURA KADAR EN AZ 2 LİTRE SU İÇİLMELİ

İftarda kan şekerinin çok düşük olduğu, kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteğinin doğduğuna dikkati çekilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi: "Yapılan en büyük hatalardan biri çok hızlı şekilde, yüksek miktarda besin tüketmektir. Çok hızlı yemek yendiğinde hem sağlık açısından risk oluşabilir hem de ilerleyen günlerde kilo alımına zemin hazırlayabilir. Sıvı tüketimine dikkat edilmelidir. Yeterince sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu, bayılma, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabilmektedir. İftar ile sahur arasında en az 2 litre su içilmeli, bununla birlikte sıvı ihtiyacını karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve-sebze suları, sade soda gibi içecekler tüketilmelidir. İftar ve sahurda kan şekerini birden yükseltmeyen, uzun süre tokluk hissi sağlayan, yavaş sindirilen proteinli ve lifli gıdalar, tam tahıllı ürünler, kuru baklagiller, süt ürünleri, yumurta, bal, taze sebze ve meyveler, şekersiz hoşaf veya komposto, hurma, ceviz, kavrulmamış fındık veya badem tercih edilmelidir. Rafine ürünlerden, beyaz undan yapılmış kek, poğaça ve kurabiye gibi hamur işleri ile şekerli yiyeceklerden uzak durulmalıdır."

DİŞ FIRÇALAMA HİÇ İHMAL EDİLMEMELİ

Açıklamada, iftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanılması, tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra aralıklı ve her seferinde küçük porsiyonların tercih edilmesi gerektiği belirtildi. Çiğ veya az pişmiş hayvan ürünleri yemekten kaçınılması, iyi pişmiş yiyecekler alınması önerilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "İftardan sonra tatlı yenilecekse sütlü tatlılar veya meyve, hoşaf ve kompostolar tercih edilmelidir. Oruç tutarken, bağışıklık sisteminizi güçlendirici özelliği olan A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma gibi meyvelerin tüketimi önemlidir. E ve D vitaminleri de bağışıklığın güçlendirilmesinde önemli rol oynamaktadır. D vitamini güneş ışınlarıyla deri tarafından üretilen bir vitamindir ve besinlerde pek fazla bulunmaz. Özellikle kışın güneşten faydalanmasının mümkün olmadığı hallerde besin desteği olarak D vitamini alınabilir. Sebzeler, kurubaklagiller, yağlı tohumlar, meyveler ve probiyotik ürünler kefir, yoğurt, ayran, boza, tarhana, şalgam suyu, turşular bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için tüketilmesi gereken besinlerdir. Şalgam suyu ve turşu gibi çok tuzlu gıdaların tüketimine yüksek tansiyon hastaları dikkat etmelidir. Tütün ve tütün ürünleri kullanılmamalı, iftar ve sahurda dişler mutlaka fırçalanmalıdır."

Haber: Zafer Fatih Beyaz – (Almanya Bülteni) – Ankara
Kaynak: (AA)

cepnet-ay-allnet-plus-mega-dealcepnet-ay-allnet-plus-mega-deal