HUKUK KÖŞESİ

Mahkemenin Zor Kararı

Almanya'da kişisel veri tartışması artık Federal Anayasa Mahkemesi’nin de gündemine girdi. Almanya’da telefon ve internet üzerinden kaydedilen tüm verilerin kaydedilerek ve bu kayıtların altı ay boyunca saklanmasına olanak tanıyan temel yasal düzenleme, artık Federal Anayasa Mahkemesi’nin gündemine de girmiş bulunmaktadır.

Engin YorgunEngin Yorgun

Almanya'da kişisel veri tartışması artık Federal Anayasa Mahkemesi’nin de gündemine girdi.

Almanya’da telefon ve internet üzerinden kaydedilen tüm verilerin kaydedilerek ve bu kayıtların altı ay boyunca saklanmasına olanak tanıyan temel yasal düzenleme, artık Federal Anayasa Mahkemesi’nin gündemine de girmiş bulunmaktadır.

Bu temel yasa Großansicht des Bildes mit der Bildunterschrift: 2008 yılından bu yana yürürlükte ve Avrupa Birliği'nin konuyla ilgili yönergesine dayanıyor. Ancak yürürlüğe girdiği ilk günden beri doğal olarak tepki çeken bu yasa, yaklaşık 35 bin bireyin şikâyetiyle nihayet Federal Anayasa Mahkemesi’nin gündemine taşınmış oldu. Yasanın iptali talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurular, öncelikli olarak güvenlik ile kişisel özgürlükler arasındaki dengeyi sorguluyor.

Federal Anayasa Mahkemesi’nin tek görevi ve amacı, bu yasanın herhangi geçerli bir neden olmaksızın kişisel verilerin kaydedilmesinin ve altı ay boyunca saklanmasının anayasadaki telekomünikasyon verilerinin korunması ilkesi ile bağdaşıp bağdaşmadığını aydınlatmak olacaktır. Bu aşamanın sonucunu kamuoyu büyük bir ilgiyle merak ve takip ediyor.Bildunterschrift:

Peki bu yasanın amacı nedir?

Her yasanın bir anlamı olduğu kadar, bir de amacı vardır. Amaç ve anlam ilkesi Alman Hukuku’nda kaçınılmaz bir husus ve yasallaşma yolunda göz önünde bulundurduğu temel taşlardan birisidir. Bir yasaya ihtiyaç duyulduğu an, bu amaç ve anlam ilkesi anayasanın ön gördüğü koşullarda yasaya entegre edilir. Aksi takdirde Federal Anayasa Mahkemesi yasayı kaldırır.

Peki şimdi böyle bir yasaya ihtiyaç var mıydı diye sorun kendinize.

Bence vardı.

Çünkü internet ortamında yüz binlerce suç işleniyor, terör eylemleri planlanyor, insanlar tehdit ediliyor, baskı altına alınıyor, aldatılıyor, çocuklara tecavüz ediliyor ve bu da yetmezmiş gibi bu resimler internete konuyor. Devlet, polisler, savcılar, hâkimler ve sivil toplum örgütleri bu duruma doğal olarak tepkisiz kalamaz ve kalmamalı.

Çünkü buradan gelen baskıyla günümüzün yasaları hayat kazanıyor.

Çünkü internet üzerinden yayılan kişisel veriler, önceden kaydedilip saklı tutulmadığı takdirde, gerekli soruşturmalar yürütülemez.

Demek ki, bu yasanın tek amacı, devletin terör ve diğer suçlarla daha etkin bir şekilde mücadele etmesini sağlamakmış.

Yasayı hayata geçirenlere göre de, bu amaç ancak kişisel verilerin saklanmasıyla elde edinebileceği yolunda. Şikayette bulunanlar ise, bu yasanın temel hakları ihlal ettiğini ve anayasada düzenlenen ‘telekomünikasyon verilerinin gizliliği’ ilkesi ile çeliştiğini savunuyor. Ancak şu da bir gerçektir ki, polis terörizm ve suçla mücadelede şimdiye kadar verilerin saklanması sayesinde büyük başarı sağlamıştır.

Peki bu yasa herseye rağmen bu sekilde şart mıydı?

Hayır!

Çünkü bir devlet vatandaşlarına potansiyel suçlu muamelesi yapmamalı.

Tabii ki her devlet vatandaşlarını korumalı ve aynı zamanda onlara saygı da göstermeli. Hiç bir devlet vatandaşlarına herhangi bir geçerli neden olmadan, yani toptan genelleştirme yoluyla suçlu muamelesi yapmamalı. Aksi takdirde bu tip uygulamalar bir gözetim devletine yakışır bir uygulamadır. Eğer bu yasa sayesinde her vatandaş sebepsiz yere otomatik olarak şüpheli görülüyorsa ve bize modern telekomünikasyonun sunduğu nimetlerden yararlanırken her türlü kişisel veriler kaydediliyorsa, o zaman devlet hem benim iletişimimi hem de benim hareket alanımı sınırsız bir şekilde gözetliyor anlamına gelir.

Öte yandan bu yasa, Almanya’da kişisel verilerle ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin gündemine gelen ilk yasa değil. Anayasa Mahkemesi buna benzer yasaları defalarca ele almış ve bir karara bağlamıştır. Daha önceki kararlarında güvenlik birimlerinin telefonların dinlenmesine, otomobil plakalarının fotoğraflanmasına, kişisel bilgisayarların incelenmesine olanak tanıyan temel yasal düzenlemelerin, anayasa ile çelişmediğine hükmetmiş ve bu tip uygulamaları ancak ağır şartlara bağlamasını kanun koyucudan talep etmiştir.

Almanya Federal Anayasa Mahkemesi’nin kararı da büyük bir ihtimalle bu yönde olacaktır.

Karar bir başka bahara kaldı

Federal Anayasa Mahkemesi’nin gelecek yıl bahar aylarından önce bu konuyla ilgili bir karar alması beklenmiyor. Yüce mahkeme verecegi kararda güvenlik ve kişisel özgürlük arasındaki o önemli dengeyi göz önünde bulundurması en büyük temennim.


Engin Yorgun

E-Mail: mail@rechtsanwaltskanzlei-yorgun.de