Söz sizde

Mehmet Baran Kaya yazdı

Integration’u Kabul etmeyin

Sevgili Dostlarım, Avrupa'lı Kardeşlerim,

senelerdir etrafında dönüp dolaşılan, sempozyumlarda ve toplantılarda sıkça telafuz edilen, yabancıların toplumsal yaşamdaki rolüne vurgu yapmakla birlikte, bazı politikacılar ve maalesef onları destekleyen bir kısım yurtdaşlarımız tarafından - kasıtlı veya kasıtsız bir şekilde - sürekli olarak yanlış kullanılan bir kelimeden bahsetmek istiyorum ilk yazımda:

Entegrasyon, almanca söylenişiyle 'Integration'..

Kelimenin günlük yaşamdaki kullanış amacını hepiniz biliyorsunuz; hatta belki o kadar sık duyuyorsunuz ki, tekrarlanıp durmasına artık zor tahammül eder oldunuz.. Gel gelelim, yabancıların beynine sürekli olarak nakşedilen bu sözcük, aslında çözüm odaklılığın yanından bile geçemeyecek seviyede, yanlışlarla dolu bir aşağılama metodudur.. 60’lı yıllardan kalma, yarı-izolasyoncu zihniyetin bir yansımasıdır. 'Entegrasyon' kelimesinin, sosyoloji terminolojisinde karşılığına, aşağıdaki grafiklere bir bakalım:

Entegrasyon Quelle: Wikipedia

Entegrasyon, ayrımcılığın (Separation) hafifleştirilmiş halidir.. 'Ötekiler' olarak görülenlerin, sağlıklı bir şekilde toplum ile kaynaştırılması (Inklusion) değil, aynen oldukları haliyle toplumun orta yerine 'ayrık' vaziyette oturtulmalarıdır.. İster bir yerleşim bölgesi olsun, ister bir okul bahçesi, ister bir futbol takımı.. Entegrasyon, ayrımcı bir metoddur..

Ghetto nedir?

Maalesef, günümüze kadar süregelen şekliyle; Berlin'de Neukölln bölgesinde, Köln'de Chorweiler bölgesinde, Frankfurt'ta Gallus bölgesinde başta olmak üzere, çoğu şehirde yaratılmış, 'ghetto'vari yerleşim birimleri, 50 sene öncesinden itibaren yürütülmüş köhne 'entegrasyon' politikalarının bir sonucudur. Entegrasyon asla bir çözüm değildir. Bir çözümden, verimli bir bütünleşmeden bahsedilecekse, bu belki 'Inklusion' kelimesiyle açıklanabilir, ama asla entegrasyonla değil..

50.senelik hikaye

İlk göçmenlerin bu topraklara ayak basıp, perişan haldeki Alman ekonomisini ayağa kaldırmak adına döktükleri alın terlerinin üzerinden geçen 50 senenin sonunda, birileri hala 'entegrasyon' kelimesiyle edebiyat yapıyorsa, bilin ki çözüm değil, bütçe peşindedir.. Bütçe peşinde değilse de, bir iki sempozyumda konuşmacı olarak adının geçmesi için, isim yapmak uğraşındadır.. Yurttaşımızın ihtiyacı, kelime anlamına bile hizmet edemeyen entegrasyon toplantıları değil, sadece ve sadece iyi bir eğitimdir.. İyi bir eğitim ailede başlar, bireyin kendine toplumda iyi bir yer edinebilmesi için temel unsurdur..

Dikkatimi çeken bariz bir husus daha; bu 'entegrasyon' sözcüğünün sürekli olarak 'orient' toplumlarından, yani Türk, Arap, Afgan vb. etnik kökeninden gelen kişilerin önüne görünmez bir duvar gibi inşa edilmesidir.. Örneğin, herhangi bir Çin’li veya İspanyol göçmeni söz konusu olduğunda, hic kimsenin karşılarına dikilip 'şöyle entegre olmalısınız, böyle entegre olmalısınız' diye ahkam kestiğine şahit olmadım.. Sen eğitim aşamasında fırsat eşitliğini sağla, aileleri bilgilendir, gerisi zaten gelecektir.. Ama dediğim gibi, birileri eğer başarılı bir bütünleştirmenin (Inklusion) değil, bazı etnik grupları 'öteki' olarak tutmanın peşinde koşarsa, o zaman 50 yıl daha entegrasyon safsatalarını dinleriz.

Real Madrid ve Türkler

Geldiğimiz noktada, iş dünyasında olsun, sanat ve spor alanlarında olsun, pırıl pırıl yurttaşlarımızı görmeye başlıyoruz, nihayet. Türk insanının özünde barındırdığı pratik düşünce ve yaratıcılık, Alman sisteminin sağladığı ciddiyet ve sistematik davranış ile birleşince, ortaya dünya aleme parmak ısırtacak sonuçlar çıkıyor. Futbol ile haşır neşir olan dostlarımız, Real Madrid gibi bir dünya devinin kadrosunda neden Almanya'dan yetişme üç Türk gencinin yer aldığını muhakkak iyi kavramışlardır. Başarı öyküleri, ve böylece idoller çoğaldıkça; yeni jenerasyonların da öğrenme hevesi artacak, başarıyı yakalamamız her gün daha da kolaylaşacaktır.. Almanya, kendini geliştirmek isteyen gençler için, huzur ve fırsatlarla dolu bir coğrafyadır... Bu coğrafyada, aileden başlayan iyi bir eğitimle, çok daha güzel yarınların bizi beklediğini umuyor, hepinize sağlık ve mutluluk diliyorum.

Önümüze koyulan 'entegrasyon' isimli görünmez duvarı hep beraber aşalım, eğitim ve bireysel gayret bize fazlasıyla yetecektir..

Mehmet Baran Kaya

mbkaya(at)hotmail.de

Tarih: 
Çarşamba, Ekim 19, 2011