-
Aa
+
 06/07/2021
 

Ahmet Ünalan’a karşı algı operasyonunda son perde

arif-senturk-nester

‚Die Welt‘ gazetesi Türkiye, Türkler, İslam konulu algı yönetimine devam ediyor. 28 Mayıs 2021 tarihli Lennart Pfahler „Eğitim Bakanlığına DİTİB’in kırmızı hattı“ isimli haber yorumundan sonra Almanya Türk toplumunda büyük bir tepki doğmuş, başbakanlık bakanlık ve basın konseyi mail yağmuruna tutulmuştu. Buna rağmen ‚Die Welt‘ Ahmet Ünalan’a karşı yıpratıcı ve mesnetsiz haber yapmaya devam etti. Bu sefer de şu başlığı kullandı: ‚Eğitim Bakanlığı çelişkiler sonrası İslam uzmanıyla yollarını ayırdı‘.
Türkiye karşıtı eğilimi belirgin olan ‚Die Welt‘ gazetesi yine isim kullanmadan mesnetsiz ve kanıtsız iddialarda bulundu.
Bu haberin de yine amacını saptamak kolayca mümkün:
Çok iyi eğitimli ve kamuoyuna mal olmuş Türkleri yıpratmak.
Burada yine yanlış bilgilerle ve göndermelerle olumsuz algı yaratılmaya çalışılmaktadır.
Ve yine somut belgeler ve gerçekler dışında tahminler ve varsayımlarla hareket ediliyor – gerçekler gölgelenmeye çalışılıyor.
Birinci makalede Ahmet Ünalan ‚eyalet hükümetinde etkin adam’ rolüyle şeytanileştirilmeye çalışıldı.
İkinci bölümde beklendiği üzere hiç bir somut belge – bulgu sunmadan mesleki kariyeri sorgulanmaktadır. Bu çok bilindik ve çok iğrenç bir yıpratma tarzı.
Belli ki Ahmet Ünalan birilerini rahatsız ediyor. Peki nedir tutumunda rahatsızlık yaratan konular? Nesnellik, bilimsel mesafe, Türkiye’ye karşı önyargısız tutum, Türkiye’nin AB üyeliğine destek, Almanya’da Türklerin ve Türkçenin konumunun yükselmesine dair açık uğraş, Almanya Türklerinin eğitim alanında başarılarının artmasına dair çaba ve Türkiye devleti temsilcileri ve STK’larla profesyonel diyalog.
Ünalan yüksek saygı gören bir bilim insanı. Almanya ve Türkiye hakkında tarihsel, sosyolojik, siyasal analizleri büyük kabul görüyor. Kendisi aynı zamanda Türkçe dersleri hususunda uzman kişi. Uyum ve İslam konularında önyargılardan arınmış diskur sürdürebilen nadir bilim insanlarından biri. Bu özellikleriyle ülke demokrasisine katkı yapıyor, farklı kesimleri bir araya getiriyor.
Öyle anlaşılıyor ki bu tür insanlar malum çevreler tarafından istenmiyor. Üstelik bu malum çevreler sadece Welt gazetesinde bulunmuyorlar. Duisburg – Essen Üniversitesinde de malum çevre Türkiye karşıtlığı ile biliniyor ve Türkiye karşıtı olmayan kim varsa bunlar yıpratılıyor.
Öyle anlaşılıyor ki Türkiye ile sorunlu olmayan, Türklerle sorunlu olmayan kişilerin yüksek yerlerde olması istenmiyor.
O yüzden bu sürecin Ahmet Ünalan meselesi olmadığını, aksine toplumunun bütününü ilgilendiren bir konu olduğunu ilk makalemde anlattım.
Hedef Türk toplumunun ta kendisi. O yüzden toplumun nesnel ve demokratik tepkisini bekliyorum. Susmayın, sustukça sıra size gelecek dedim. Maalesef Türk toplumu küçük istisnalar hariç, hala susuyor.

Arif Şentürk

AHMET ÜNALAN’DAN KONUYA DAİR AÇIKLAMA

Basına çıkan haberlerle ilgili kendisiyle görüştüğüm Ahmet Ünalan şu açıklamayı yaptı:
1) Eğitim Bakanlığı ile danışmanlık ilişkimi 4.6.2021 tarihli istifa dilekçemle ben bitirdim. Bakanlığın benimle iş ilişkisini sonlandırması iması gerçeği yansıtmamaktadır.
2) ‚Die Welt‘ gazetesinin iddiaları doğru değildir, mesnetsiz, kanıtsız ve yanlıdır. Bu konuda ‚die Welt‘ gazetesine karşı hukuki süreç devam edecektir.
3) Asılsız iddiaların araştrılması, hukuki sürecin başlamasıyla özellikle benim tarafımdan önerildi ve istendi.
4) Üniversite içi Türkiye ve Türk karşıtı bir grubun ‚die Welt‘ gazetesine tahrif edilmiş bilgiler sunduğunu, yıpratılma ve itibarsızlaştırma operasyonuna katkı sağladığını biliyoruz.
5) Buna rağmen demokratik ilkelerimizde, tutumumuzda ve duruşumuzda bir değişiklik olmayacaktır. İnandığımız demokratik değerler uğruna hukuk çerçevesinde mücadele edeceğiz.
6) Türk toplumu Almanya toplumunun her kademesinde olacaktır, toplumun merkezine intibakı mutlaka gerçekleşecektir. Türkler Almanya toplumununun önemli bir unusurudur. Türk toplumu Almanya’yı hem ekonomik anlamda hem de kültürel anlamda zenginleştirmektedir ve demokrasisine olumlu katkı sağlayabilme potansiyeline sahiptir. Türk toplumu Türk ve Alman kimliği ile barışık bir kolektif kimlik geliştirecektir. Bu manada Türkçe dersleri ve din derslerinin önemi büyüktür. Bunun için benim ve sivil toplumun demokratik ve haklı mücadelesi devam edecektir. Her ne kadar malum çevreleri rahatsız etse de.


Kısa Link