Misafir kalem

Muharrem orucu vesilesi ile

Muharrem orucu vesilesi ile tanışmak ve bir duanın kabulü Aleviler ve Sünniler yüzyıllardır Türkiye’de birlikte yaşıyorlar. Birbirlerini ne kadar tanıyorlar. Birbirlerini ne kadar seviyorlar.

Yunus’un 'gelin tanış olalım' sözünü her iki kesim de dilinden düşürmemesine ve yüzlerce yıllık birlikteliğe rağmen bu tanışma niçin gerçekleşmiyor.

Meşhur söz 'kişi bilmediği şeyin düşmanıdır' diyor. Dost olmak büyük emek ve özveri istiyor. Düşmanlık için ise hakim olamadığınız dilinizden çıkacak tek bir çirkin söz bile yeterli oluyor. Zoru kolay kılmak, 'sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz' diyebilmek nasıl mümkün olacak?

Atalarımızın yüzyıllardır yaptıklarını tekrarlamanın haricinde farklı yöntemler yok mu?

Ben artık farklı yöntemlerin bulunmaya başladığını ve bu anlayışın yavaş yavaş değişme sürecine girdiğine inanıyorum. Muharrem orucu bu olumlu değişmeye vesile olan ortak ibadetlerimizden biri.

Sünniler tarafından Alevi canlara Muharrem Orucu daveti verme geleneği ilk olarak 2007 yılında Almanya Köln’de hayata geçti. Daveti veren Zaman gazetesiydi. Her iki kesimin de üst düzey iştirak ettiği bu davet bir ilk olması itibariyle tarihe not düşülecek bir gelişme idi. Orada yapılan bir konuşmada geçen 'bindik bir alamete, gidiyoruz muhabbete' sözü hala internette dolaşıyor.

Tarihi davet ilk olmasına rağmen hemen sonrasında sahiplenildi. Hatta cumhurbaşkanı ve başbakan düzeyinde katılımlara da vesile olan bir özelliğe büründü. Bu yıl da artarak gerçekleşen bu davetlerle, meşhur sözün 'gidiyoruz muhabbete' kısmı her geçen gün biraz daha hayata geçiyor.

Bu yıl önce Düsseldorf’ta Başkonsolos Fırat Sunel beyin verdiği, Çarşamba akşamı da Mannheim’de TİD ve AKTİV işadamları derneklerinin ortak düzenledikleri Muharrem Oruç açma davetlerine katıldım.

Mannheim’de düzenlenen davet hem sunuş, hem görsel yönü ve hem de birbirini tanıma adına bence şu ana kadar katıldığım en iyi davetti. Sunucunun Fethullah Gülen Hocaefendi’nin de hocası olan ve Ehl-i beyte çok büyük bir tazim duyan Alvarlı Efe hazretlerinin Kerbela faciasını anlatan şiirlerinden en meşhuru olan;

'Bu gün mah-ı Muharremdir, muhibb-i hanedan ağlar.
Bu gün Eyyam-ı matemdir, bu gün ab-ı revan ağlar.

Hüseyn-i Kerbela'yı elvan eden gündür.
Bu gün Arş-ı muazzamda olan âli divan ağlar.
'

şiiri herkesi duygulandırdı.

Sonrası Alevi dedenin yaptığı güzel konuşma ve bu esnada 12 imam adına 12 mumun tek tek yakılması ve sonrasında yapılan ikinci bir konuşma sırasında yine tek tek söndürülmesi matemin anlaşılması ve hissedilmesi adına gerçekten güzeldi.

Muharrem oruç açma davetlerinde altıncı yıla gelinmiş olmasına rağmen hala çok rahat sohbetlerin yapıldığını söylemek zor. Yüzyılların ruhlara sindirdiği çekingenlik, yanlış anlaşılma endişesi hala baskın. Bu endişenin aşıldığı sohbetler ise hem katılımcıları rahatlatıyor hem de karşılıklı tanışma ve anlaşmayı artırıyor. Mannheim’de bu güzelliğin yaşandığı masalar da vardı.

Bu güzelliğin daha da artması için Muharrem Orucu’nun ve matem günlerinin sünni katılımcılar tarafından daha iyi bilinmesi gerekiyor. Çünkü bilmezlik farkında olmadan saygısızlığa ve üzüntüye sebep olabiliyor.

Hilton’da Mevlit Kandili kutlanmayacağı gibi, Matem Günü’nün de sanki evladın ölmüş gibi bir matemi ruh haliyle idrak edilmesi gerekiyor. Süslenmek, gülmek, şakalaşmak, yemekte zevk arayışına girmek, kötü şeylerden bahsetmek, türkü, şarkı söylemek, alkış tutmak matemin ruhuna zarar veriyor. İsteyen herkes daha detay bilgiyi internetten öğrenebilir. Hz. Ali’yi ve Hz. Hüseyin’i sevmek Alevilik’se ben de Aleviyim demekle olmuyor. Hz. Peygamberin torununa karşı işlenen bu acımasız katliamın matemini bir Alevi gibi tutmak ve bu acıyı yaşamak da gerekiyor.

Benim için o gecenin bir diğer güzel tarafı da Dr. Yaşar Bilgin’den gelen telefondu. Davet esnasında beni arayan Dr. Bilgin Giessen’de tedavi görmekte olan Almanya Alevi İslam Birliği Başkanı Alişan Hızlı’nın vücudunun tedaviye cevap verdiğini ve iyileşmeye başladığını söyledi. Beklenmeyen olumlu bir sürpriz gelişme idi. Sayın Hızlı oruç açma davetlerinin başlangıcına da vesile olan kişiydi.

Dua’nın gücünün bir kez daha ortaya çıktığına inanıyorum. Bu vesile ile yaptığımız dua çağrısına iştirak edenlerin hepsinin hayırlı dualarının kabul edilmesini diliyorum.

Mahmut Çebi

Tarih: 
Salı, Kasım 27, 2012