Haberler

NSU davası 4 yıldır sürüyor

Öldürülen Yunanlı Boulgarides'in ailesinin avukatı Narin, Münih Yüksek Eyalet Mahkemesinde 6 Mayıs 2013'te başlayan ve dördüncü yılını dolduran NSU davası sürecini değerlendirdi. Almanya'da 8'i Türk 10 kişiyi öldürmekle suçlanan aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü davasında müşteki avukatı Yavuz Selim Narin, Münih Yüksek Eyalet Mahkemesinde 6 Mayıs 2013'te başlayan ve dördüncü yılını dolduran NSU davası süreci ile buna ilişkin beklentileri konusunda AA muhabirine açıklamalarda bulundu. Dava sürecinin sonuna gelindiğini, mahkeme heyetinin tespitlerini yaptığını ve delilleri topladığını anlatan Narin, davanın 3-4 ay içinde sonuçlanmasını beklediğini ifade etti. Mahkeme sürecinin çok uzadığı kanısında olmadığını bildiren Narin, "Çünkü sonuçta cinayetler ve terör saldırıları çok uzun yıllar Alman adalet ve güvelik birimleri tarafından göz ardı edildi. Bunların hepsinin bu kadar geç ortaya çıkmasının, elbette uzunca devam eden bir mahkeme sürecini beraberinde getirmesi oldukça doğal." diye konuştu. Savunma avukatlarının mahkeme heyetine değişik dilekçeler verdiğini dile getiren Narin, böylelikle avukatların, hem süreci uzatmaya hem de mahkemeyi hata yapmaya zorlamaya ve süreci sabote etmeye çalıştıklarını savundu.

"ZSCHAEPE’NİN İFADESİ MAHKEME SÜRECİNİ ETKİLEMEDİ

Davada, hayattaki tek NSU üyesi olan, baş sanık Beate Zschaepe'nin avukatlar aracılığıyla yazılı da olsa ifadesini vermesinin, örgütün işlediği suçların aydınlatılmasına herhangi katkıda bulunmadığını anlatan Narin, "Zschaepe, kendisini bir şekilde suçsuz bir mağdur olarak göstermeye çalıştı. Müdahil avukatların sorularını cevaplandırmayı reddetti ve pek fazla inandırıcı olmadığı da ortaya çıktı. Zaten kendi ifadesi de oldukça çelişkiliydi. Zschape'nin ifadesi mahkeme sürecini etkilemedi." değerlendirmesinde bulundu. Bu davanın sonunda Zschaepe ve diğer sanıkların mahkum olmasını beklediğini belirten Narin, "Zschaepe'nin mümkün olan en yüksek cezayı alacağına kesin gözüyle bakıyorum. Zschaepe ömür boyu hapis cezası alacak. Üstelik ağırlaştırılmış müebbet." ifadelerini kullandı.

VERİLEN SÖZLER YERİNE GETİRİLMEDİ

Davanın iddianamesinde, aşırı sağcı terör örgütüne yardım ve yataklık yapan, destek veren, silah temin eden ve finansman sağlayan diğer kişilerin yer almadığına işaret eden Narin, istihbarat servisinin rolünün de davada konu edilmediğini kaydetti. Narin, "Alman hükümeti NSU cinayetlerini tümüyle aydınlatma sözü verdi. Bu söz yerine getirildi mi?" sorusuna "Bu söz asla yerine getirilmedi. Tam aksine bu söze rağmen, İçişleri Bakanlığı, yani polis ve istihbarat teşkilatları, özellikle bu mahkemenin iddianamesini hazırlayan Federal Başsavcılık, bu sözün yerine getirilmesini engellemek için elinden gelen her türlü çabayı gösterdi." yanıtını verdi. Münih Yüksek Eyalet Mahkemesindeki davanın yanı sıra Federal Meclis ve eyalet meclislerinde bu konuda çok sayıda NSU araştırma komisyonlarının kurulduğuna dikkati çeken Narin, eyalet meclislerinde birçok komisyonun görevini başarıyla yerine getirdiğini ancak onların da bazı engellemelerle karşılaştığını dile getirdi. İstihbarat teşkilatları ile İçişleri Bakanlığının bu komisyonlara gerekli bilgileri zamanında sunmadığını veya vermediğini savunan Narin, "Sonuçta biz bu meselenin tamamen aydınlatılması hedefinden henüz çok uzaktayız. Tepkilere ve büyük engellemelere karşı yine de oldukça önemi bir yol katedebildik." şeklinde konuştu.

ÇABALARIMIZ SÜRECEK

Narin, bu konuda, dava başlamadan önce çalışmalar yaptığına işaret ederek, şunları kaydetti: "NSU ortaya çıkmadan önce bunların ırkçı terör örgütü olduğunu ve aynı zamanda Köln'deki bombalı saldırıyı düzenleyen kişiler olduğunu ve istihbarat tarafından korunduğunu dile getirmiştim. Bu göreve NSU mahkemesinden önce başlamıştım. Mahkemenin bitmesiyle de benim araştırmalarım sonlanmayacak. Benimle beraber diğer avukatlar, gazeteciler, sivil toplum kuruluşları ve milletvekilleri Almanya'da uğraş verecek. Mahkemenin sonuçlanması bizim çabalarımızın sonuçlanması anlamına gelmez." Narin, Zschaepe ve diğer sanıkların mahkumiyetinin yeterli olmadığını, NSU skandalının ortaya çıkmasını engellemeye çalışan, mahkemede ve araştırma komisyonlarında yalan söyleyen kişiler ve istihbarat elemanlarının da üzerine gidilmesini beklediklerini bildirdi. Almanya'da NSU benzeri oluşumların halen olabileceği endişesini taşıdığını ifade eden Narin, bunu destekleyen bazı ipuçlarının da bulunduğunu söyledi. Federal başsavcılığın ırkçı terör şebekelerine karşı son dönemde hamleler yaptığını belirten Narin, bu gruplarına karşı mücadelenin sürmesi için Alman güvenlik makamları üzerindeki baskıyı artırmayı sürdüreceklerini dile getirdi. Narin, "kendisini sığınmacı olarak kaydettirerek aşırı sağcı terör saldırısı yapmakla suçlanan üsteğmen Franco A'nın Alman ordusunda görev yaptığının" hatırlatılması üzerine de bu olayın, bu tür yapıların varlığını gösterdiğini ifade etti. "Ancak bu olayın bu şekilde ortaya çıkabilmesi ve Almanya Savunma Bakanının duyarlı davranarak ordunun içindeki bu tür olayların üzerine yeterince gidilmemesini eleştirmesi oldukça güzel ve olumlu bir gelişme." diyen Narin, bunu "Alman hukuk devleti açısından umut verici bir gelişme" olarak değerlendirdi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Almanya'da, 2000-2007'de 8'i Türk 10 kişiyi öldürmek, 2 bombalı saldırı yapmak ve 15 banka soygunu gerçekleştirmekle suçlanan NSU terör örgütü üyelerinin varlığı ve cinayetlerdeki rolü, 4 Kasım 2011'de tesadüf sonucu ortaya çıkmıştı. NSU üyelerinden Uwe Böhnhard ve Uwe Mundlos, 4 Kasım 2011'de bir banka soygununun ardından saklandıkları karavanda ölü bulunmuş, terör örgütü üyelerinin intihar ettiği öne sürülmüştü. Mayıs 2013'ten bu yana Münih Yüksek Eyalet Mahkemesinde görülen davada NSU terör örgütü üyesi olmak suçundan yargılanan Beate Zschaepe ise örgüt üyelerinin son kullandıkları hücre evini ateşe verdikten birkaç gün sonra polise teslim olmuştu. Davada, NSU'nun hayattaki tek üyesi Zschaepe ile örgüte yardım ve yataklık yapan 4 kişi yargılanıyor. Ülkenin iç istihbarat servisi Federal Anayasayı Koruma Dairesi ve bazı emniyet kurumlarında aşırı sağcı gruplar içinde kullanılan muhbirlere ilişkin birçok belgenin 4 Kasım 2011'den sonra imha edildiğinin ortaya çıkması, tepkilere yol açmıştı. Münih Yüksek Eyalet Mahkemesinde 4 yıldır süren davada, bugüne kadar 362 duruşmada 300'ü aşkın tanık, uzman ve bilirkişi dinlendi.

Haber: (Almanya Bülteni) – Berlin
Kaynak: (AA) Anadolu Ajansı

Benzer Haberler

Almanya'ya 1 ayda 16 binden fazla iltica talebi
Ağustos ayında iltica talebinde bulunanların sayısı 16 bin 312 olarak kayıtlara...
Hiperaktif çocuklar geç uyuyabiliyor
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) yaşayan çocuklarda,...
Yeni virüs Wanna Cry'dan daha tehlikeli
Siber güvenlik uzmanları, fidye ve şantaj için piyasaya sürülen Locky virüsünün...
Almanya ve Avusturya'ya Türkiye’den tepki
Dışişleri Bakanlığı, Almanya ve Avusturya'da siyasi liderlerin seçim...
Türkiye'de gözaltına alınan iki Alman’dan biri serbest
Antalya'da, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınan Türk asıllı 2...
Almanya'da aşırı sağcı gruba operasyon
Almanya’da polis, solcu politikacıları hedef alan saldırılar planladığından...
BKA’dan Almanya icin terör saldırısı uyarısı
Alman Federal Suç Dairesi (BKA), Batı ülkelerinde trenlere yönelik olası terör...
AfD’nin adayından Türk asıllı bakan Aydan Özoguz'a ırkçı hakaret
AfD partisinin başbakan adayı Gauland’ın, Uyum Bakanı Aydan Özoğuz’dan bir çöp...
Almanya'da hasta bakıcı 90 hastayı öldürdüğünü itiraf etti
Almanya'da hasta bakıcı olarak çalışan Niels Högel, Delmenhorst ve Oldenburg...